<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Sinop Flaş Haber Haberin Merkezi - Sağlık</title>
        <description>Sinop ve çevresinden son dakika haberleri, güncel gelişmeler, köşe yazıları ve özel içeriklerle Sinop’un nabzını tutan haber sitesi</description>
        <link>https://www.sinopflashaber.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 05:58:05 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Kirli havuz ve deniz suyu yaz ishallerini tetikleyebilir</title>
                                    <description>Yaz aylarında serinlemek için tercih edilen deniz ve havuzlar, hijyen kurallarına uyulmadığında çocuklar için enfeksiyon kaynağına dönüşebiliyor. Özellikle kirli havuz suyu, mikroorganizma içeren deniz suyu ve hijyenik olmayan gıdaların yaz ishallerinin en önemli nedenleri arasında yer aldığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, &quot;Çocukların oyun sırasında farkında olmadan havuz veya deniz suyu yutması enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu nedenle özellikle ortak kullanım alanlarında hijyen kurallarına dikkat edilmesi büyük önem taşıyor&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaz aylarında görülen ishal vakalarının en sık belirtilerinin sulu dışkılama, kusma, karın ağrısı, ateş ve halsizlik olduğunu belirten Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "<strong>Özellikle beş yaş altındaki çocuklarda sıvı kaybı çok kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabilir. Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, idrar miktarında düşüş ve aşırı uyku hali önemli alarm bulgularıdır. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir çocuk hekimine başvurulmalıdır</strong>" diye konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Her ishal vakasında antibiyotik kullanılmamalı</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">İshal tedavisinin hastalığın nedenine göre planlanması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Çebi, "<strong>Antibiyotik her ishal vakasında gerekli değildir. Tedavi mutlaka hekim değerlendirmesi sonrasında planlanmalıdır. Gereksiz antibiyotik kullanımı fayda sağlamadığı gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir</strong>" ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Hijyen kurallarına dikkat edilmeli</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaz ishallerinden korunmanın büyük ölçüde doğru hijyen alışkanlıklarıyla mümkün olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Çebi, "<strong>Çocukların havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra duş almaları, havuz suyunu yutmamaları ve hijyeninden emin olunmayan havuzları kullanmamaları gerekir. Açıkta satılan gıdalardan uzak durulmalı, güvenilir içme suyu tercih edilmeli ve el hijyenine özen gösterilmelidir</strong>" şeklinde konuştu.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">"İyileşmeden havuza girilmemeli"</p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">İshal geçiren çocukların tamamen iyileşmeden deniz veya havuza girmemesi gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Çebi, "Bu hem çocuğun sağlığının korunması hem de enfeksiyonun diğer kişilere bulaşmasının önlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Basit hijyen önlemleriyle yaz aylarında görülen ishal vakalarının önemli bir kısmının önüne geçmek mümkündür" diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/kirli-havuz-ve-deniz-suyu-yaz-ishallerini-tetikleyebilir_6a53a551c1728.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/kirli-havuz-ve-deniz-suyu-yaz-ishallerini-tetikleyebilir/233045</link>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 17:29:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinop&#039;ta Nöbetçi Eczaneler (12.07.2026)</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Flaş Haber ekibinin yaptığı araştırmaya göre, 12 Temmuz 2026 tarihinde Sinop'ta hizmet verecek nöbetçi eczaneler aşağıdaki gibidir. </p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Sıhhat Eczanesi Ayancık</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Prof Dr. Sedat Demircan No:33/a</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Deva Eczanesi Boyabat</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Camikebir Mah. Adnan Menderes Blv. No:47/d</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Nazlı Eczanesi Durağan</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Merkez Mah. Plevne Cad. No:47/b</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Erfelek Eczanesi Erfelek</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Cumhuriyet Meydanı No:18</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yeni Gerze Eczanesi Gerze</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Çarşı Mah. General Osman Pamukoğlu Cad. No:2/c</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Dramalı Eczanesi Merkez</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Camikebir Mah. Sakarya Cad. No:51/a</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kaya Eczanesi Merkez</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Korucuk Köyü Tırkışlar Mevkii No:9/1-b</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Türkeli Eczanesi Türkeli</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Güzelyurt Mah. Osman Gazi Sok. No:9/b</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/sinopta-nobetci-eczaneler-12072026_6a52c218bed5d_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/sinopta-nobetci-eczaneler-12072026/233028</link>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 01:18:03 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kansızlık altta yatan bir sorunun habercisi olabilir</title>
                                    <description>Toplumda oldukça yaygın görülen aneminin (kansızlığın) tek başına bir hastalık olmadığını, çoğu zaman vücuttaki farklı sağlık sorunlarının önemli bir belirtisi olduğunu belirten Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, &quot;Kansızlığı sadece demir eksikliği olarak değerlendirmek veya rastgele demir ilacı kullanmak doğru bir yaklaşım değildir&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Aneminin, kandaki hemoglobin düzeyinin normalin altına düşmesiyle ortaya çıktığını ifade eden Dr. Sertaç Durusoy, hemoglobinin dokulara oksijen taşınmasından sorumlu temel yapı olduğunu söyledi. Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, "Hemoglobin düzeyi azaldığında dokular yeterli oksijen alamaz. Bunun sonucunda kişilerde halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, dikkat azalması ve günlük yaşam aktivitelerinde belirgin performans kaybı görülebilir. Ancak burada bilinmesi gereken en önemli nokta, aneminin bir tanı değil, altta yatan başka bir hastalığın veya eksikliğin sonucu olduğudur" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Aneminin en yaygın nedeninin demir eksikliği olduğunu belirten Dr. Durusoy, özellikle doğurganlık çağındaki kadınların risk altında olduğuna dikkat çekti. Durusoy, "<strong>Yoğun adet kanamaları, gebelik, emzirme dönemi, yetersiz demir alımı ve mide-bağırsak sisteminden olan gizli kan kayıpları demir eksikliğine yol açabilir. Tedavi edilmeyen demir eksikliği yalnızca kan değerlerini düşürmez; kişinin yaşam kalitesini de önemli ölçüde etkiler. Sürekli yorgunluk, saç dökülmesi, tırnak kırılması, dikkat dağınıklığı, iş ve okul performansında azalma, çarpıntı ve nefes darlığı bu nedenle gelişebilir</strong>" diye konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kansızlığın tek nedeninin demir eksikliği olmadığını vurgulayan Dr. Sertaç Durusoy, farklı hastalıkların da anemiye yol açabileceğini söyledi. Durusoy, "<strong>B12 vitamini ve folat eksiklikleri, kronik iltihabi hastalıklar, böbrek yetmezliği, tiroit hastalıkları, kemik iliği hastalıkları, genetik kan hastalıkları ve bazı ilaçlar da kansızlığa neden olabilir. Özellikle B12 eksikliğinde kansızlığa ek olarak el ve ayaklarda uyuşma, denge bozukluğu, unutkanlık, dilde yanma ve diğer nörolojik belirtiler görülebilir. Bu nedenle her hastaya otomatik olarak demir tedavisi başlanması doğru değildir</strong>" şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Aneminin bazı durumlarda altta yatan önemli hastalıkların ilk belirtisi olabileceğini ifade eden Dr. Durusoy, özellikle belirli hasta gruplarında ayrıntılı inceleme yapılmasının önemine dikkat çekti. Durusoy şöyle devam etti: "<strong>Erkeklerde, menopoz sonrası kadınlarda, ileri yaş grubunda veya tekrarlayan demir eksikliği bulunan hastalarda mide ve bağırsak sisteminden gizli kan kaybı mutlaka araştırılmalıdır. Çünkü mide ülserleri, bağırsak polipleri, iltihabi bağırsak hastalıkları ve bazı sindirim sistemi kanserleri ilk dönemde yalnızca kansızlıkla kendini gösterebilir. Bu nedenle ’kanım düşükmüş, demir ilacı kullanırım geçer’ yaklaşımı tanının gecikmesine neden olabilir. Anemi tespit edildiğinde yalnızca hemoglobin değerine bakmanın yeterli olmaz. Teşhis sürecinin kapsamlı şekilde yürütülmesi gerekir. Tam kan sayımında hemoglobinin yanı sıra MCV, RDW, retikülosit sayısı, lökosit ve trombosit değerleri birlikte değerlendirilmelidir. Ardından ferritin, serum demiri, demir bağlama kapasitesi, transferrin satürasyonu, B12, folat, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, tiroit fonksiyonları ve gerekli durumlarda hemoliz testleri planlanabilir. Bazı hastalarda periferik yayma, gaitada gizli kan testi, endoskopik incelemeler veya kemik iliği değerlendirmesi de gerekebilir.</strong>"</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kansızlık tedavisinin kişiye ve nedene göre değiştiğini belirten Dr. Durusoy, şunları söyledi: "<strong>Demir eksikliği tespit edildiğinde yalnızca demiri yerine koymak yeterli değildir; demir kaybının nedeni mutlaka araştırılmalıdır. Bazı hastalarda ağızdan demir tedavisi yeterli olurken, emilim bozukluğu bulunan, ciddi eksikliği olan veya hızlı tedavi gerektiren kişilerde damar yoluyla demir tedavisi tercih edilebilir. B12 ve folat eksikliklerinde uygun vitamin tedavileri uygulanırken, kronik hastalıklar, böbrek yetmezliği veya kemik iliği hastalıklarına bağlı gelişen anemilerde ise tamamen farklı tedavi yaklaşımları gerekir.</strong>"</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Açıklamasının sonunda kansızlığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Sertaç Durusoy şu değerlendirmede bulundu: "<strong>Kansızlık uzun süredir devam ediyorsa, tedaviye rağmen düzelmiyorsa, sık tekrarlıyorsa, çok derinse veya lökosit ve trombosit gibi diğer kan hücrelerinde de bozukluklar eşlik ediyorsa mutlaka hematoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Anemide hedef yalnızca hemoglobin düzeyini yükseltmek değildir. Esas amaç, kansızlığa neden olan temel hastalığı doğru şekilde ortaya koymak ve uygun tedaviyi planlamaktır. Doğru tanı sayesinde hem hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde artar hem de altta yatabilecek ciddi hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi mümkün olur.</strong>"</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/kansizlik-altta-yatan-bir-sorunun-habercisi-olabilir_6a50bc91f3f36.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/kansizlik-altta-yatan-bir-sorunun-habercisi-olabilir/232966</link>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:30:16 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Erfelek’te güvenlik güçlerinin &quot;Hareket Yaşı&quot; ölçüldü</title>
                                    <description>Sinop’un Erfelek ilçesinde, Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan &quot;Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa&quot; kampanyası kapsamında ilçe emniyet ve jandarma personeline yönelik bilgilendirme ve ölçüm etkinliği düzenlendi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Erfelek Şehit Dr. Mehmet Turan Yazlak İlçe Devlet Hastanesi sağlık ekipleri, Sağlık Bakanlığının sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla yürüttüğü kampanya doğrultusunda sahaya indi. Ekipler, Erfelek İlçe Jandarma Komutanlığı ve Erfelek İlçe Emniyet Müdürlüğünü ziyaret ederek güvenlik güçleriyle bir araya geldi.<br />
Ziyaretlerde, kolluk kuvveti personeline hareketsiz yaşamın zararları ve düzenli fiziksel aktivitenin önemi hakkında detaylı bilgilendirmelerde bulunuldu. Sunumların ardından sağlık personeli tarafından, jandarma ve emniyet mensuplarının "hareket yaşı" ölçümleri gerçekleştirildi.<br />
Erfelek Şehit Dr. Mehmet Turan Yazlak İlçe Devlet Hastanesi yönetiminden yapılan açıklamada, misafirperverliklerinden ve kampanyaya gösterdikleri yoğun ilgiden dolayı İlçe Jandarma Komutanlığı ile İlçe Emniyet Müdürlüğü personeline teşekkür etti.<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/erfelekte-guvenlik-guclerinin-hareket-yasi-olculdu_6a50967d61609.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/erfelekte-guvenlik-guclerinin-hareket-yasi-olculdu/232948</link>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 09:50:55 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz sıcakları varis şikâyetlerini artırabiliyor</title>
                                    <description>Yaz aylarında artan sıcaklıkların varis ve venöz yetmezlik şikâyetlerini belirgin şekilde artırabileceğini belirten Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Sinan Sözütok, &quot;Vücut sıcaklığını dengelemek amacıyla deri altındaki damarlar genişler. Bu durum toplardamarlardaki kapakçıkların tam olarak kapanmasını zorlaştırabilir ve kanın bacaklarda daha fazla göllenmesine neden olabilir. Bunun sonucunda özellikle akşam saatlerine doğru bacaklarda şişlik, ağırlık hissi, gerginlik, ağrı ve karıncalanma gibi yakınmalar belirginleşebilir. Uzun süre güneş altında kalmak, sıcak duş almak ya da sauna gibi yüksek sıcaklığa maruz kalınan ortamlar da bu şikâyetleri artırabilir&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Bacaklarda günün ilerleyen saatlerinde artan şişlik, ağrı ve ağırlık hissi çoğu zaman yorgunluğa bağlansa da, bu belirtilerin altında toplardamar yetmezliği yani venöz yetmezlik yatabiliyor. Özellikle yaz aylarında artan hava sıcaklıklarının damarları genişlettiğini belirten Medical Park Seyhan Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Sinan Sözütok, sıcak havaların varis şikâyetlerini belirgin şekilde artırabildiğini söyledi. Venöz yetmezliğin zamanında değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Sözütok, günümüzde birçok varis hastasının ameliyatsız girişimsel yöntemlerle tedavi edilebildiğini anlattı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Venöz yetmezlik ile varis aynı şey değildir</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Venöz yetmezlik ile varisin sıkça karıştırıldığını ifade eden Doç. Dr. Sözütok, "<strong>Toplardamarlardaki kan normalde kalbe doğru tek yönlü olarak ilerler. Bacak toplardamarlarında bulunan kapakçıklar da kanın geri kaçmasını önleyerek bu dolaşımın sağlıklı şekilde devam etmesini sağlar. Ancak çeşitli nedenlerle bu kapakçıklar görevini yapamaz hale geldiğinde kan bacaklarda göllenmeye başlar. Bu duruma venöz yetmezlik diyoruz. Varis ise kalbe dönemeyen kanı içinde tutmaya çalışan genişlemiş, kıvrımlı ve cilt üzerinde belirgin hale gelen hasta toplardamarlardır. Yani venöz yetmezlik bir hastalık süreci, varis ise bunun ortaya çıkan sonuçlarından biridir</strong>" diye konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Sıcak hava şikâyetleri artırabiliyor</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaz aylarında sıcak havanın damarları genişlettiğini belirten Doç. Dr. Sözütok, bunun toplardamarlardaki kapakçıkların çalışma düzenini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Doç. Dr. Sözütok, şu bilgileri paylaştı: "<strong>Vücut sıcaklığını dengelemek amacıyla deri altındaki damarlar genişler. Bu durum toplardamarlardaki kapakçıkların tam olarak kapanmasını zorlaştırabilir ve kanın bacaklarda daha fazla göllenmesine neden olabilir. Bunun sonucunda özellikle akşam saatlerine doğru bacaklarda şişlik, ağırlık hissi, gerginlik, ağrı ve karıncalanma gibi yakınmalar belirginleşebilir. Uzun süre güneş altında kalmak, sıcak duş almak ya da sauna gibi yüksek sıcaklığa maruz kalınan ortamlar da bu şikâyetleri artırabilir.</strong>"</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Şişlik ve ağrı her zaman yorgunluk belirtisi olmayabilir</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Bacaklarda gün içerisinde giderek artan ve dinlenmeyle azalan şişlik ile ağrıların toplardamar yetmezliğinin habercisi olabileceğini kaydeden Doç. Dr. Sözütok, "<strong>Özellikle gün sonunda ayakkabıların dar gelmesi, çorap izlerinin belirginleşmesi, baldırlarda dolgunluk hissi, yanma, gece krampları ve kaşıntı gibi belirtiler toplardamar hastalıklarını düşündürebilir. Hastalık ilerlediğinde ayak bileği çevresinde cilt renginde koyulaşma, ciltte sertleşme ve iyileşmeyen yaralar da görülebilir</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ani gelişen şiddetli ağrı, kızarıklık ve sıcaklık artışının ise farklı ve daha acil değerlendirilmesi gereken bir tabloya işaret edebileceğini vurgulayan Doç. Dr. Sözütok, bu durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Varis yalnızca estetik bir sorun değildir</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Toplumda varisin çoğu zaman yalnızca kozmetik bir problem olarak görüldüğünü belirten Doç. Dr. Sözütok, her varisin aynı özellikte olmadığını söyledi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Doç. Dr. Sözütok, "<strong>İnce örümcek ağı şeklindeki yüzeyel damarlar daha çok estetik kaygı oluşturabilir. Ancak altta toplardamar yetmezliği bulunuyorsa, olay yalnızca görüntü bozukluğu olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle bacaklarda şişlik, ağrı, cilt renginde değişiklik veya uzun süredir devam eden yakınmalar varsa mutlaka damar sistemi değerlendirilmelidir. Erken tanı, ileride gelişebilecek daha ciddi sorunların önüne geçilmesini sağlayabilir</strong>" açıklamasında bulundu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Bazı kişilerde risk daha yüksek</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Venöz yetmezlik gelişiminde hem genetik hem de yaşam tarzına bağlı faktörlerin etkili olduğunu belirten Doç. Dr. Sözütok, "<strong>Ailesinde varis bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Kadınlarda hormonal nedenlerle hastalık daha sık görülebilir. Hamilelik geçirenler, ileri yaş grubundaki bireyler, fazla kilolu kişiler ile uzun süre ayakta ya da masa başında çalışanlarda da risk artmaktadır</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Uzun süre hareketsiz kalmak damar dolaşımını olumsuz etkiliyor</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Uzun süre ayakta durmanın veya hareketsiz oturmanın toplardamar dolaşımını olumsuz etkilediğini belirten Doç. Dr. Sözütok, "<strong>Baldır kaslarımız adeta ikinci bir kalp gibi çalışarak kanın yukarı doğru pompalanmasına yardımcı olur. Uzun süre hareketsiz kalındığında bu mekanizma yeterince çalışamaz ve bacaklarda kan göllenmesi artabilir. Bu nedenle masa başında çalışanlar ya da uzun yolculuk yapan kişiler belirli aralıklarla hareket etmeye özen göstermelidir</strong>" ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Yüzme ve yürüyüş faydalı, uzun süre güneş altında kalmak zararlı</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaz aylarında yapılan bazı aktivitelerin damar sağlığı açısından faydalı olabileceğini belirten Doç. Dr. Sözütok, "<strong>Yüzme ve suda yürüyüş hem baldır kaslarını çalıştırır hem de suyun doğal basıncı sayesinde toplardamar dolaşımını destekler. Düzenli yürüyüş de damar dolaşımına olumlu katkı sağlar. Buna karşılık uzun süre güneş altında hareketsiz uzanmak, sıcak kum üzerinde beklemek ya da sauna gibi yüksek sıcaklığa maruz kalınan ortamlarda uzun süre kalmak damarların daha fazla genişlemesine neden olarak şikâyetleri artırabilir</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Varis çorabı yazın da kullanılmalı</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Varis çorabının yalnızca kış aylarında değil yaz döneminde de önemli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sözütok, "<strong>Sıcak havalarda bacaklarda kan göllenmesi daha fazla olabileceği için varis çorabı kullanımının önemi artıyor. Günümüzde yaz aylarına uygun, ince ve nefes alabilen modeller bulunuyor. Özellikle uzun süre ayakta kalınacak günlerde veya uzun yolculuklarda düzenli kullanılması fayda sağlayabilir</strong>" şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Ameliyatsız tedavi seçenekleri ön planda</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Varis tedavisinde teknolojinin önemli gelişmeler sağladığını belirten Doç. Dr. Sinan Sözütok, "<strong>Günümüzde birçok hasta açık ameliyata ihtiyaç duymadan tedavi edilebiliyor. Endovenöz lazer, radyofrekans, köpük tedavisi, tıbbi yapıştırıcı uygulamaları ve mikroskleroterapi gibi girişimsel radyoloji yöntemleri sayesinde işlemler lokal anestezi altında gerçekleştirilebiliyor. Hastalar çoğu zaman aynı gün ayağa kalkabiliyor ve günlük yaşamlarına kısa sürede dönebiliyor. Ancak hangi yöntemin uygulanacağına mutlaka hastanın damar yapısı ve hastalığın derecesi değerlendirilerek karar verilmelidir</strong>" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/yaz-sicaklari-varis-sikayetlerini-artirabiliyor_6a4fa95cd7020.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/yaz-sicaklari-varis-sikayetlerini-artirabiliyor/232935</link>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:51:18 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak havalara karşı hayati uyarı</title>
                                    <description>Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, il genelinde yüksek seyreden kavurucu hava sıcaklıklarına karşı vatandaşları uyararak, alınması gereken hayati tedbirleri anlattı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte insan sağlığını tehdit eden riskler de artış gösteriyor. Bu konuda açıklama yapan ve Denizli halkına seslenen İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk; yaşlılar, çocuklar ve kronik hastaların yüksek risk grubunda olduğuna dikkat çekti. Öztürk, vatandaşların özellikle günün en sıcak saatlerinde tedbiri elden bırakmamaları gerektiğini vurguladı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Risk grupları ve alınması gereken temel önlemler</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Aşırı sıcakların sağlıklı bireyleri dahi olumsuz etkileyebileceğini belirten Uz. Dr. Berna Öztürk, sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının dengede tutulmasının zorlaştığını belirtti. Özellikle 4 yaşından küçük çocuklar, 65 yaş üzeri vatandaşlar, hamileler, kronik rahatsızlığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların daha fazla risk altında olduğunu ifade eden Öztürk, şu uyarılarda bulundu: "<strong>Aşırı sıcağa maruz kalma sonucu beden ısısını ayarlayan terleme mekanizmasının bozulmasına bağlı olarak vücut ısısının düşürülememesi ile karakterize tabloya sıcak çarpması diyoruz. Acil olarak tedavi edilmezse kalıcı hasara veya ölüme neden olabilen böyle bir durumda vücut ısısı 10-15 dakika içerisinde 40-41C üstüne çıkabilir. Sıcak çarpmasında; kişinin ateşi 39,4C üzerindedir, deri kuru, kırmızı ve sıcaktır, terleme yoktur, bulantı kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, şuur bulanıklığı veya kaybı vardır. İlk yardımda; kişi hemen serin ve hava akımı olan bir yere alınmalı, sıkı giysileri gevşetilmeli, soğutulmaya çalışılmalı, bilinci kapalıysa kesinlikle içmesi için sıvı verilmemeli ve en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Günün en sıcak saatleri olan 10.00 ile 16.00 arasında mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalıdır. Dışarıda iken hafif, bol ve açık renkli giysiler tercih edilmeli; güneş gözlüğü ve şapka kullanılmalıdır. Aşırı sıcaklar, mevcut kronik hastalıkların kontrolünü zorlaştırarak ağırlaşmasına, hastane başvurularının artmasına, hatta ölüme neden olabilir. Bebekler, çocuklar, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır. Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmelidir. Beslenmede yağlı besinlerden kaçınılmalı, vücut direncini artırmak için bol sebze ve meyve tercih edilmelidir. Spor aktiviteleri de sabah ve akşam gibi serin saatlere bırakılmalı, ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalıdır. Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş almalı, bu mümkün olmadığında ayaklar, eller yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmelidir</strong>" dedi.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Sıcaklık kaynaklı diğer sağlık problemleri</p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">İl Sağlık Müdürü Öztürk; güneş çarpmasının yanı sıra sıcak bitkinliği, sıcak krampları, isilik ve güneş yanıkları gibi durumların da acil müdahale gerektirebileceğini bildirdi. Aşırı terleme ve sıvı kaybına bağlı olarak gelişen sıcak bitkinliğinde derinin soğuk ve nemli olduğuna değinen Öztürk, böyle durumlarda kişinin serin bir yere alınarak tuzlu ayran gibi sıvılarla desteklenmesi, genel durum düzelmezse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini ifade etti. Öztürk, vatandaşların kendi sağlıkları kadar çevrelerindeki risk grubunda bulunan bireyleri de sıcak havalara karşı yakından gözlemlemesinin önemini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/sicak-havalara-karsi-hayati-uyari_6a4f9f8c69f13.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/sicak-havalara-karsi-hayati-uyari/232933</link>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:16:06 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz tatilinde çocuklarda ekran süresine dikkat</title>
                                    <description>Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Çiftçi, yaz tatiliyle birlikte çocuklarda artan ekran kullanımının fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişim üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte çocukların günlük ekran sürelerinin belirgin şekilde arttığını belirten Dr. Mustafa Çiftçi, ekran bağımlılığının her çocukta farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini ifade etti. Dr. Çiftçi, "<strong>Dijital bağımlılık olarak da tanımlanan ekran bağımlılığı, tablet, akıllı telefon, bilgisayar ve televizyon gibi dijital cihazların kontrolsüz ve uzun süreli kullanımı sonucu ortaya çıkıyor. Özellikle çocuklarda ekran kullanımının sınırlandırılmaması, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık açısından önemli riskler taşıyor</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Dr. Çiftçi, "<strong>Çocuğun ekran başında geçirdiği süreyi kontrol edememesi, ekran süresi kısıtlandığında huzursuzluk ve öfke göstermesi, oyun oynamak ya da dijital içerik tüketmek için günlük sorumluluklarını ihmal etmesi ekran bağımlılığının önemli belirtileri arasında yer almaktadır. Ayrıca dikkat dağınıklığı, uyku düzensizlikleri, sosyal ilişkilerde zayıflama ve fiziksel aktivitenin azalması da sık karşılaşılan sorunlardır</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Erken yaşta ekran maruziyeti gelişimi olumsuz etkiliyor</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Bilimsel çalışmaların özellikle erken yaşta uzun süreli ekran maruziyetinin çocukların beyin gelişimi, dil becerileri, dikkat süresi ve sosyal iletişim becerileri üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu gösterdiğini belirten Dr. Çiftçi, ailelerin bu konuda bilinçli davranmasının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>İlk 3 yaş çok kritik</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Çocukların ilk üç yaşının beyin gelişimi açısından en kritik dönem olduğuna dikkat çeken Dr. Çiftçi, "<strong>0-3 yaş dönemi, çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir. Bu süreçte ekran kullanımı çocukların gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle mümkün olduğunca 3 yaşına kadar çocukların ekranla tanıştırılmaması önerilmektedir. Daha sonraki yaşlarda ise ekran süresi yaşa uygun şekilde sınırlandırılmalı; çocuklar açık hava oyunlarına, kitap okumaya, spor ve aile içi etkinliklere yönlendirilmelidir</strong>" şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ekran bağımlılığıyla mücadelede en önemli sorumluluğun ailelerde olduğunu vurgulayan Dr. Mustafa Çiftçi, ebeveynlerin çocuklarına örnek olması gerektiğini belirterek, "<strong>Çocuklar için günlük ekran süresi belirlenmeli. Yemek sırasında ve yatmadan önce ekran kullanımına izin verilmemeli. Çocuklarla kaliteli vakit geçirilmeli ve ortak etkinlikler artırılmalı. Açık hava oyunları ve fiziksel aktiviteler teşvik edilmeli. Dijital cihazlar ödül veya ceza aracı olarak kullanılmamalı</strong>" diye konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Dr. Çiftçi, yaz tatilinin çocukların hem dinlenmesi hem de fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerini destekleyecek aktivitelerle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, aileleri ekran kullanımını bilinçli şekilde yönetmeyi önerdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/yaz-tatilinde-cocuklarda-ekran-suresine-dikkat_6a4e606df3a53.webp</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/yaz-tatilinde-cocuklarda-ekran-suresine-dikkat/232893</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:34:36 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz aylarında sağlık kontrolleri ihmal edilmemeli</title>
                                    <description>İç Hastalıkları Uzm. Dr. Elfag Isganrarov, yaz aylarında tatil telaşı nedeniyle ertelenen rutin sağlık kontrollerinin birçok hastalığın erken teşhis edilme fırsatını geciktirebileceğini söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Büyük Anadolu Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elfag Isganrarov, sağlık kontrollerinin mevsime göre ertelenebilecek bir konu olmadığını belirterek, kronik hastalık takibi ve koruyucu sağlık taramalarının yaz döneminde de aksatılmaması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Kronik hastalıklara dikkat edilmeli</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaz aylarında tatil planları, seyahatler ve günlük yaşam alışkanlıklarındaki değişiklikler nedeniyle birçok kişinin rutin sağlık kontrollerini ertelediğini belirten Uzm. Dr. Isganrarov, "<strong>Sağlık, yılın her döneminde korunması gereken en önemli değerdir. Yaz mevsimi; tatil, deniz, güneş ve açık hava etkinlikleriyle birlikte yaşam düzenimizin değiştiği bir dönemdir. Bu hareketlilik içinde birçok kişi sağlık kontrollerini 'tatilden sonra yaptırırım' düşüncesiyle erteleyebiliyor. Ancak kontrollerin geciktirilmesi, belirti vermeden ilerleyen birçok hastalığın erken teşhis edilme fırsatını ortadan kaldırabilir</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Özellikle yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve kalp-damar hastalığı bulunan kişilerin yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Isganrarov, "<strong>Artan sıcaklıklar ve terlemeye bağlı sıvı kaybı, tansiyon ve kan şekeri değerlerinde değişikliklere neden olabilir. Düzenli ilaç kullanan bireylerin doktor kontrollerini aksatmaması ve gerektiğinde tedavilerinin yeniden değerlendirilmesi önemlidir</strong>" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>Kadınlarda rahim ağzı, erkeklerde prostat kontrolü</strong><br />
Yaz döneminin çocukların sağlık kontrolleri için de önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Isganrarov, "<strong>Okulların kapalı olduğu bu dönemde çocukların büyüme ve gelişme değerlendirmeleri, göz ve diş muayeneleri ile eksik aşıların tamamlanması daha kolay planlanabilir. Yeni eğitim öğretim yılı başlamadan önce yapılan kontroller, olası sağlık sorunlarının erken fark edilmesine katkı sağlar" ifadelerini kullandı.<br />
İleri yaş grubundaki bireylerin düzenli sağlık taramalarını ihmal etmemesi gerektiğini belirten Isganrarov, "Kan tahlilleri, göz ve işitme kontrolleri, bağırsak taramaları ile kadınlarda meme ve rahim ağzı, erkeklerde ise prostat kontrollerinin düzenli yapılması büyük önem taşıyor. Bu taramalar, birçok hastalığın erken dönemde tespit edilmesine yardımcı olur</strong>" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>Bol su için, dengeli beslenin</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaz aylarında sağlıklı kalmanın yalnızca güneşten korunmak ve su tüketmekle sınırlı olmadığını belirten Uzm. Dr. Elfag Isganrarov şunları söyledi: "<strong>Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli sıvı alımı ve rutin sağlık kontrollerinin zamanında yapılması sağlıklı yaşamın temel taşlarıdır. Tatil planları arasında kısa bir sağlık kontrolüne yer vermek, ileride karşılaşılabilecek daha büyük sağlık sorunlarının önüne geçebilir. Yaz mevsimini sadece dinlenme zamanı olarak değil, sağlığımıza yatırım yapma fırsatı olarak değerlendirmeliyiz.</strong>"</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/yaz-aylarinda-saglik-kontrolleri-ihmal-edilmemeli_6a4e4eac47e5d.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/yaz-aylarinda-saglik-kontrolleri-ihmal-edilmemeli/232888</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 16:19:30 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yazın bu besinlerle serinleyin</title>
                                    <description>Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, yaz aylarında besinlerin klima etkisi oluşturamayacağını söyleyerek, &quot;Yüksek suya sahip karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler yaz sofralarının vazgeçilmezi olmalı&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yazın doğru besin tercihi ile vücudun sıvı dengesinin korunabileceğini söyleyen Uzman Diyetisyen Betül Merd, "<strong>Yaz sıcaklarıyla birlikte en sık duyduğumuz sorulardan biri şu; hangi besinler bizi serin tutar? Aslında hiçbir besin klima etkisi oluşturmaz ancak doğru besin seçimleriyle vücudumuzun sıvı dengesini koruyabilir ve sıcak havaları daha rahat geçirebiliriz. Sıcaklık arttığında vücut ısımızı dengelemek için daha fazla terleriz. Terleme ise sadece su değil, aynı zamanda sodyum, potasyum ve magnezyum gibi önemli minerallerin de kaybına neden olur. Bu nedenle yaz aylarında beslenmenin temel amacı hem sıvı hem de mineral kayıplarını yerine koymaktır. Yüksek su içeriğine sahip karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler yaz sofralarının vazgeçilmezi olmalıdır. Örnek verecek olursak karpuzun yaklaşık yüzde 92’si sudan oluşur. Bu nedenle hem sıvı alımına katkı sağlar hem de serinletici bir alternatif oluşturur. Yoğurt ve ayran da yaz aylarında öne çıkan besinler arasındadır. Özellikle ayran, terleme ile kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konulmasına yardımcı olabilir. Ara öğünlerde meyve ve yoğurdu birlikte tüketmek hem serinletici hem de dengeli bir seçenek olacaktır</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Merd, kızartılmış ve baharatlı ürünlerin tüketilmesinin yorgun ve bunalmış hissetmeye neden olabileceğini söyleyerek, "<strong>Buna karşılık çok yağlı, kızartılmış ve aşırı baharatlı yiyecekler sindirim sürecinde vücudun daha fazla enerji harcamasına neden olabilir. Bu durum sıcak havalarda kişinin kendini daha yorgun ve bunalmış hissetmesine yol açabilir. Bir diğer önemli nokta ise su tüketimidir. Birçok kişi susamayı bekleyerek su içiyor ancak susuzluk hissi oluştuğunda vücut aslında sıvı kaybetmeye başlamış oluyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli su tüketmek gerekir. Günlük en az 2-2,5 litre su tüketmeye özen gösterilmeli. Yaz aylarında pratik bir öneri vermek gerekirse öğle ve akşam yemeklerinde büyük bir mevsim salatası, yanında yoğurt veya ayran ve gün içinde 2-3 porsiyon su oranı yüksek meyve tüketmek hem sıvı ihtiyacının karşılanmasına hem de sıcakların daha rahat tolere edilmesine yardımcı olabilir</strong>" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/yazin-bu-besinlerle-serinleyin_6a4e17ba3c483_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/yazin-bu-besinlerle-serinleyin/232873</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:24:23 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinop&#039;ta evde sağlık hizmetleri için bakanlık destekli seminer</title>
                                    <description>Sağlık Bakanlığı tarafından &quot;Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik&quot; konulu çevrim içi seminer düzenlendi. Seminere Sinop İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri ve ilgili birim personeli katıldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Bakanlığın Kamu Hastaneleri Genel Müdürü, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü, Halk Sağlığı Hizmetleri Genel Müdürü, Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürü ile Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü'nün katılımıyla gerçekleştirilen seminere, Sinop İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Arslan, Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mehmet Bağlıoğlu, Başkan Yardımcısı Dr. Aslı Kavizade, Evde Sağlık Hizmetleri İl Koordinatörü Uzm. Dr. Hatice Petek Muğlu ve birim personeli Çiğdem Aksu iştirak etti.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Seminerde, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin etkin, erişilebilir ve koordineli bir şekilde sunulmasına yönelik yürütülen çalışmalar ele alındı. Katılımcılar, hizmet süreçleri, uygulama esasları ve koordinasyon mekanizmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, sunulan sağlık hizmetlerinin daha verimli hale getirilmesine yönelik görüş alışverişi yaptı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Toplantıda ayrıca, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin vatandaşlara daha kaliteli ve sürdürülebilir şekilde ulaştırılması amacıyla yürütülen uygulamalar ile yeni yönetmelik kapsamında izlenecek süreçler değerlendirildi.<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/sinopta-evde-saglik-hizmetleri-icin-bakanlik-destekli-seminer_6a4df6ed0334f.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/sinopta-evde-saglik-hizmetleri-icin-bakanlik-destekli-seminer/232865</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:05:34 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İlçede modern yöntemlerle göz ameliyatları sürüyor</title>
                                    <description>Sinop&#039;un Ayancık ilçesinde bulunan Ayancık Devlet Hastanesi&#039;nde göz sağlığı alanındaki cerrahi hizmetler modern yöntemlerle başarıyla sürdürülüyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ayancık Devlet Hastanesi'nden yapılan açıklamada, Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Hasine Gözde Dalkılıç ile ameliyathane ekibinin koordinasyonunda gerçekleştirilen göz ameliyatlarının başarıyla uygulandığı bildirildi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Hastanede tanı, tedavi ve cerrahi süreçlerin hasta güvenliği ve hizmet kalitesi esas alınarak yürütüldüğü belirtilen açıklamada, modern cerrahi tekniklerle vatandaşlara nitelikli sağlık hizmeti sunulmaya devam edildiği ifade edildi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Açıklamada, <strong>"Hastalarımıza tanı, tedavi ve cerrahi süreçlerinde güvenli, kaliteli ve hasta odaklı sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz. Emeği geçen tüm hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyor, ameliyat olan hastalarımıza sağlıklı bir yaşam diliyoruz." </strong>ifadelerine yer verildi.<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/ilcede-modern-yontemlerle-goz-ameliyatlari-suruyor_6a4df69b27ddc.png</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/ilcede-modern-yontemlerle-goz-ameliyatlari-suruyor/232863</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 09:57:29 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz aylarında sıvı tüketimine özen gösterin</title>
                                    <description>Özellikle 40 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklarla beraber, vücut ısısını 36-37 derece arası fizyolojik değerlerde tutmak için bazı mekanizmaların devreye girdiğini dile getiren Prof. Dr. Ağca, &quot;Temel olarak iki yolla biz aslında vücut ısımızı dengede tutmaya çalışıyoruz. Bunlardan biri terleme ile yani cilt yoluyla. İkincisi de solunum sıklığını arttırarak akciğerden sıvıyı buharlaştırarak vücut ısımızı düşürmeye çalışıyoruz. Tabi bu durum kalbimizin iş yükünü arttırıyor, kalp hızımızı arttırıyor, tansiyon değerlerimizde yükselmelere yol açabiliyor.&quot; dedi</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Bazı durumlarda ise aşırı sıvı kaybına bağlı olarak tansiyon düşmesinin görüldüğünü vurgulayan Ağca, "<strong>Dehidratasyon dediğimiz bu sıvı kaybı nedeniyle oluşan tansiyon düşmeleri, bazen aşırı seviyelere ulaşırsa kan pıhtılaşması, kan damarlarında kanın koyulaşması ve yine kalbin iş yükünün artmasına bağlı olarak kalp krizleri ve ani ölümlere kadar süreci götürebiliyor.</strong>" şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Güneş altında uzun süre kalmayın</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Özellikle 65 yaş üstü bireylerle birlikte hipertansiyon, diyabet, kalp-damar hastalığı, beyin-damar hastalığı, kalp yetmezliği, kronik akciğer hastalığı veya böbrek yetmezliği olan hastaların da risk altında olduğunu belirten Ağca, güneş ışınlarının dik geldiği öğle vakitlerinde yarım saatten fazla güneş altında kalınmaması gerektiğinin altını çizdi. Ağca, "<strong>Sıvı alımını arttırmaları gerekiyor ki sıcaklığın bu zararlı etkilerinden korunabilsinler. Yaz aylarında günlük olarak 2.5-3 litreye kadar sıvı alımımızı, sıvı tüketimimizi arttırmamız gerekiyor. Dolayısıyla bir şapka kullanmak, şemsiye kullanmak, sıvı alımımızı arttırmak, üzerimize beyaz, ince pamuklu kıyafetler giyinmek bizim için koruyucu tedbirler olarak uygulanması gereken dikkat etmemiz gereken faktörler arasında.</strong>" diye konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ağca, kalp yetmezliği ile tansiyon hastalarının kullandıkları idrar söktürücü ilaçlar nedeniyle dehidrasyon durumuna daha elverişli olmalarına dikkat çekerek, "<strong>Bu hastalarımızın yaz aylarında hekimleriyle görüşerek idrar söktürücü ilaçlarının doz azaltımının yapılması ve yine sıvı alımlarını arttırmaları çok büyük önem arz ediyor.</strong>" ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Bu önerilere dikkat Edin</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Güneşin etkilerinden korunmak için yapılması gerekenleri sıralayan Ağca, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "<strong>Doğrudan tedbir olarak doğrudan güneşin altında kalmayalım. İlla kalmamız gerekiyorsa yarım saatten uzun süre kalmayalım. Vücut sıcaklığımız arttıysa, vücudumuzda kızarıklık, ısı artışı, baş ağrısı, bulantı, halsizlik, tansiyon düşmesi gibi belirtiler hissediyorsak, hemen serin bir alana, klimalı bir ortama geçmeliyiz veya bir şemsiye kullanmamız, gölgeliğin altına geçmemiz, hemen sıvı alımını arttırmamız, gerekirse uzanıp ayağımızı yükseltmemiz, üzerimizdeki kıyafetleri biraz inceltmemiz tedbir olarak önemli. Bunlarla rahatlamadıysak özellikle konuşma bozukluğu, bilinç bozukluğu, göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı, bir yerimizde vücudumuzun herhangi bir yerinde güçsüzlük gibi belirtiler ortaya çıktıysa mutlaka 112 aracılığıyla acil servislere başvurmamız önem arz ediyor. Bu konuda Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan uyarılar da yakından takip edilmeli</strong>"</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/yaz-aylarinda-sivi-tuketimine-ozen-gosterin_6a4d21f5b7500.png</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/yaz-aylarinda-sivi-tuketimine-ozen-gosterin/232849</link>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 18:54:09 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Güneş gözlüğü seçerken bu noktalara dikkat</title>
                                    <description>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneş ışınlarına maruz kalma süresi artarken, göz sağlığı açısından alınması gereken önlemler de önem kazanıyor. Op. Dr. Mehmet Ebri, ultraviyole (UV) ışınlarının göz sağlığı üzerinde kısa ve uzun vadede ciddi etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek, &quot;Özellikle yanlış güneş gözlüğü seçiminde ileriki dönemlerde sarı nokta gibi ciddi hastalıkların riski artabilir&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Güneş ışığı yaşam için vazgeçilmez olsa da kontrolsüz ve uzun süreli maruziyet gözlerde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Yaz aylarında UV ışınlarının yoğunluğunun artmasıyla birlikte göz yüzeyinde tahriş, kuruluk, yanma ve kızarıklık gibi şikâyetler daha sık görülüyor. Özellikle öğle saatlerinde güneş altında uzun süre kalan kişilerde göz yorgunluğu ve ışığa karşı hassasiyet gelişebiliyor. Medicana Bahçelievler Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Mehmet Ebri, "<strong>Ultraviyole ışınlarının etkileri yalnızca geçici rahatsızlıklarla sınırlı kalmıyor. Uzun yıllar boyunca yeterli koruma olmadan güneşe maruz kalmak, katarakt oluşumu riskini artırabiliyor. Bunun yanında sarı nokta hastalığı gibi görmeyi tehdit eden bazı göz hastalıklarının gelişiminde de UV ışınlarının rol oynadığı biliniyor. Bu nedenle güneşten korunma alışkanlığı yalnızca yaz tatillerinde değil, günlük yaşamın bir parçası haline getirilmeli</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>İşportadan gözlük almayın</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Op. Dr. Mehmet Ebri, güneş gözlüğü seçiminde estetik görünümden çok koruyuculuk özelliğinin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Özellikle sokak tezgâhlarında veya güvenilir olmayan satış noktalarında satılan, UV filtre özelliği bulunmayan gözlüklerin göz sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çeken Ebri, "<strong>Koyu renkli camlar tek başına koruma anlamına gelmez. UV filtresi olmayan koyu camlı gözlükler, göz bebeğinin büyümesine neden olarak zararlı ultraviyole ışınlarının gözün daha derin yapılarına ulaşmasına yol açabilir. Bu durum uzun vadede göz sağlığı açısından ciddi sorunlara neden olabilir</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Küçük camlı gözlükler yeterli korumayabilir</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Güneş gözlüğü satın alırken ürünün yüzde 99-100 oranında UVA ve UVB koruması sağladığının belgelenmiş olmasına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Mehmet Ebri, "<strong>Özellikle çocuklar ve açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerin bu konuda daha hassas davranmaları gerekir. Ayrıca gözlük camlarının büyük ve yüzü iyi kavrayan yapıda olması, gözlerin yalnızca önden değil yanlardan gelen ışınlara karşı da korunmasına yardımcı olur. Küçük çerçeveli gözlükler her ne kadar kozmetik açıdan şık dursa da kaçınmak gerekir. Bunun yanında araba kullanırken, deniz kenarında da güneş gözlüğü kullanımı önemlidir. Bu gibi durumlarda UV miktarı artar. Bu nedenle de güneş gözlükleri ihmal edilmemeli. Son yapılan çalışmalara göre kahverengi tonlarında camları olan güneş gözlüklerinin UV filtrelemede daha efektif olduğu da bilinmektedir. Koyu renk camlar tek başına koruma sağlamaz. Aksine, göz bebeğinin büyümesine neden olarak zararlı ışınların göze daha fazla ulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle güvenilir ürünlerin tercih edilmesi büyük önem taşır</strong>" şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Yüzerken koruyucu gözlük kullanabilirsiniz</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaz aylarında deniz ve havuz kullanımında da göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir konu olduğuna değinen Op. Dr. Mehmet Ebri, "<strong>Havuz suyunda kullanılan klor ve diğer dezenfektanlar göz yüzeyinde tahrişe neden olabilirken, hijyen şartlarının yeterli olmadığı ortamlarda enfeksiyon riski de artabiliyor. Yüzme sırasında koruyucu yüzücü gözlüklerinin kullanılması gözleri bu olumsuz etkilerden korumaya yardımcı oluyor. Deniz suyunun yüksek tuz oranı da hassas gözlerde yanma ve batma hissine yol açabildiğinden, yüzme sonrasında gözlerin temiz suyla durulanması fayda sağlayabiliyor. Ayrıca sıcak hava ve yoğun güneş, göz kuruluğu şikâyetlerini de artırabiliyor. Özellikle klima kullanılan ortamlarda uzun süre vakit geçirmek gözyaşı tabakasının daha hızlı buharlaşmasına neden olabiliyor. Bilgisayar ve telefon ekranlarına uzun süre bakılması da bu etkiyi artırıyor. Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek, ekran kullanımına düzenli aralar vermek ve gerekli durumlarda hekim önerisiyle suni gözyaşı damlalarından yararlanmak göz konforunun korunmasına katkı sağlayabiliyor</strong>" diye görüş verdi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Çocukların gözleri daha hassas</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">"<strong>Çocukların göz sağlığı ise yaz aylarında ayrı bir hassasiyet gerektiriyor" diyen Op. Dr. Mehmet Ebri, "Çocukların göz merceği yetişkinlere göre ultraviyole ışınlarını daha fazla geçirebildiği için güneşin zararlı etkilerine karşı daha savunmasız oldukları biliniyor. Bu nedenle açık havada geçirilen süre boyunca çocukların da UV korumalı güneş gözlüğü kullanmaları öneriliyor</strong>" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Güneş gözlüğü seçerken bu noktalara dikkat" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="1600" src="https://images.sinopflashaber.com/uploads/2026/07/dfhggfhgfhgf-6a4cd2991d079.jpg" width="1200" /></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/post232832_6a4cd25076257.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/gunes-gozlugu-secerken-bu-noktalara-dikkat/232832</link>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 13:14:15 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sünnet için en uygun dönem, okulların tatil olduğu yaz dönemi</title>
                                    <description>Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Levent Üstün, çocuklar için en uygun sünnet döneminin okulların tatil olduğu yaz dönemi olduğunu söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Okulların tatile girmesi ile birlikte sünnet sayılarında artış yaşanmaya başladı. Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Levent Üstün, sünnet için en uygun dönemin yaz ayları olduğunu belirterek, "<strong>Yaz mevsiminde okulların tatil olması çocuklarımız için çok büyük bir avantaj oluyor. Sünnet kararında deniz ve havuz yönünden tereddütler yaşanıyor ama sünnet sonrasında denize girmek için 7-10 günlük bir süre bizim için yeterli oluyor. Havuz için ise hem kimyasallar hem de mikrobik durum söz konusu olduğu için bu süre 14 güne kadar çıkabiliyor. Sünnetin yapılması gereken bir işlem olduğunu da düşünürsek, yaz dönemi bunun için en uygun dönem. Okulların tatil olması sünnet olacak çocuklar için çok iyi oluyor. 1 hafta-10 günlük aranın ardından çocuklarımız normal aktivitelerine devam ediyorlar</strong>" dedi.</p>

<p><strong><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">3-6 yaş arası çocuklar fallik dönem nedeniyle sünnet edilmiyor</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Çocukların bedenini ve cinsiyetini fark etmeye başladığı 3-6 yaşları arasında psikolojik sebeplerle sünnetin tercih edilmediğini, bunun dışında kalan yaşlarda ise uygun şartlarda yapılabileceğini belirten Uzm. Dr. Üstün, "<strong>Sünnetin yapılmasında kesin bir yaş olmamakla birlikte yapılmama yaşı var. Bu da 3-6 yaş yani fallik dönem dediğimiz dönem. Bu dönem çocukların cinsel ve psikolojik gelişim çağı. Bu dönemin dışında her yaşta yapılabilir. Fakat bizim tavsiye ettiğimiz belli yaş grupları var. Çok erken dönemde yaptırmayı çok tavsiye etmiyorum. Toplum arasında da ’40’ı çıksın’ denir. Bu süre içerisinde çocuğun hayata, annenin çocuğa alışması, çocuğun beslenmeye olan uyumunun oluşması gerekir. Bunları düşünmemiz gerekir. Onun için doğumdan 40 gün geçtikten sonra sünnet fallik döneme kadar yapılabilir. Bazen sünnet derisinin organ etrafını sarmasına bağlı fimozis dediğimiz durum oluyor. Giderek zamanla açılma gösterebiliyor bu sünnet derisi. Onun için ilk 2 aylık dönem geçtikten sonra sünnetin 3 yaşına kadar yapılması daha uygundur. 3-6 yaş arasındaki çocuklara ise fallik dönem nedeniyle psikolojik sebeplerle yapılmıyor</strong>" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/sunnet-icin-en-uygun-donem-okullarin-tatil-oldugu-yaz-donemi_6a4bea084beae.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/sunnet-icin-en-uygun-donem-okullarin-tatil-oldugu-yaz-donemi/232803</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 20:44:52 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu yaz ya sıcak çarpacak ya da klima: Uzmanından hayati uyarılar</title>
                                    <description>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaz aylarında aşırı sıcakların yanı sıra bilinçsiz klima kullanımının da ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını belirterek, &quot;Bu yaz vatandaşlar ya sıcak çarpmasıyla ya da yanlış klima kullanımına bağlı sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabilir&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte acil servislere sıcak çarpması ve klima kaynaklı rahatsızlıklarla başvuranların sayısında artış yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Şevket Özkaya, özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların yüksek risk altında olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Sıcak çarpması dakikalar içinde hayati tehlikeye dönüşebilir</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Sıcak çarpmasının tıbbi bir acil durum olduğunu vurgulayan Özkaya, vücudun ısı düzenleme mekanizmasının yetersiz kalması sonucu vücut sıcaklığının 10-15 dakika içinde 41 derece ve üzerine çıkabileceğini söyledi. Özkaya, "<strong>Kişide baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu, bayılma, nöbet ve kalp ritim bozuklukları görülebilir. Müdahale edilmezse ölümcül sonuçlar doğurabilir. Daha hafif evrede ise aşırı terleme, mide bulantısı, halsizlik, baş ağrısı ve soğuk-nemli cilt gibi ısı bitkinliği belirtileri ortaya çıkar</strong>" diye konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>En büyük risk altındaki 3 grup</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Prof. Dr. Şevket Özkaya, aşırı sıcaklardan en fazla küçük çocuklar ve yaşlıların etkilendiğini belirterek, bu grupların vücut ısılarını düzenlemekte daha fazla zorlandığını belirtti. Kronik hastalığı bulunan ve düzenli ilaç kullanan kişilerin de risk altında olduğunu ifade eden Özkaya, açık alanda çalışanlar ile serin ortamlara erişim imkanı bulunmayan vatandaşların sıcak çarpmasına karşı daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Klima çarpması yazın zatürreyi artırıyor</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaz aylarında yalnızca aşırı sıcakların değil, bilinçsiz klima kullanımının da önemli bir sağlık tehdidi oluşturduğunu belirten Özkaya, son yıllarda "klima zatürresi" vakalarında belirgin artış yaşandığının altını çizdi. Kapalı alanlarda kullanılan klimaların düzenli bakımının yapılmaması halinde lejyonella bakterisinin üreyebildiğini ifade eden Özkaya, "<strong>Klima sistemlerinden yayılan bakteriler akciğerlere ulaşarak ciddi zatürre tablosuna neden olabiliyor. Öksürük, yüksek ateş, halsizlik, eklem ağrıları, boğaz tahrişi, geçmeyen öksürük ve baş ağrısı gibi şikayetlerle hastanelere başvurular artıyor</strong>" şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Klima kullanırken dikkat</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Klimaların doğrudan vücuda üfleyecek şekilde kullanılmaması gerektiğini belirten Özkaya, iç ve dış ortam sıcaklığı arasında aşırı fark oluşturulmamasını tavsiye etti. Klima kullanılacaksa ortam sıcaklığının 22 derecenin altına düşürülmemesi gerektiğini dile getiren Özkaya, cihazların düzenli bakım ve filtre temizliğinin de ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Klima olmadan da serinlemek mümkün</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Aşırı sıcaklardan korunmak için vatandaşlara çeşitli önerilerde bulunan Özkaya, gün boyunca bol su tüketilmesi, mümkünse soğuk duş alınması, boyun ve bileklere soğuk kompres uygulanması, gündüz saatlerinde perde ve panjurların kapalı tutulması, pamuklu ve nefes alabilen kıyafetlerin tercih edilmesi, vantilatörle hava sirkülasyonunun sağlanması, gereksiz ısı yayan elektrikli cihazların çalıştırılmaması ve özellikle öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Özkaya, yaz aylarında hem aşırı sıcaklara hem de bilinçsiz klima kullanımına karşı dikkatli olunmasının ciddi sağlık sorunlarının önüne geçeceğini sözlerine ekledi.</p>

<p><br />
 </p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><img alt="Bu yaz ya sıcak çarpacak ya da klima: Uzmanından hayati uyarılar
" src="https://cdn.iha.com.tr/Contents/images/2026/07/06/20260706aw740772-1.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/bu-yaz-ya-sicak-carpacak-ya-da-klima-uzmanindan-hayati-uyarilar_6a4b9d0fd994d.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/bu-yaz-ya-sicak-carpacak-ya-da-klima-uzmanindan-hayati-uyarilar/232792</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 15:11:37 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanı uyardı: &quot;Güneş kremleri cildi tam olarak korumayabilir&quot;</title>
                                    <description>Güneşten korunmanın en etkili yönteminin, güneş koruyucularını fiziksel korunma önlemleriyle birlikte kullanmak olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, yapılması gereken fiziksel önlemleri anlattı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı korunmanın önemi bir kez daha gündeme gelirken, uzmanlar özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde uzun süre güneşe maruz kalmanın ve ciddi güneş yanıkları geçirmenin ilerleyen yıllarda deri kanseri riskini artırdığına dikkat çekti. Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, güneşten korunmada yalnızca güneş kremi kullanımının yeterli olmadığını da vurguladı. Deri kanserlerini önlemenin en etkili yollarından birinin güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından korunmak olduğunu belirten Dr. Bostancı, "<strong>Son yüzyılda güneşlenme alışkanlığının yaygınlaşmasıyla birlikte tüm dünyada deri kanseri görülme sıklığının arttı. Güneş ışınları; ciltte kırışıklık, erken yaşlanma, leke oluşumu ve deri kanserinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Dermatologlar uzun yıllardır güneşten korunmanın önemini vurguluyor. Toplumdaki farkındalık artmasına rağmen deri kanseri görülme sıklığı her geçen yıl yükselmeye devam ediyor</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Güneş koruyucular doğru seçilmeli ve doğru kullanılmalı</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Güneşten Korunma Faktörü (SPF) değerinin, ürünün güneş ışınlarının neden olduğu cilt kızarıklığına karşı sağladığı koruma düzeyini ifade ettiğini belirten Dr. Bostancı, suya dayanıklı ürünlerin 40 dakika suyla temas sonrasında da koruma etkisini sürdürmesi gerektiğini söyledi. Güneş koruyucu ürünlerin içeriğinde bulunan bazı kimyasal maddelerin hassas kişilerde tahriş ve alerjik temas egzamasına neden olabileceğini belirten Dr. Bostancı, "<strong>Cilt tipine uygun ürün tercih edilmesine dikkat edilmeli. Yağlı ciltlerde losyon formundaki ürünler, kuru ciltlerde ise krem formundaki güneş koruyucular tercih edilmelidir. Düzenli kullanılan güneş koruyucuların D vitamini sentezini engellediğine veya kansere neden olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır</strong>" şeklinde uyardı.<br />
<br />
<strong>Güneşten korunmada tek başına güneş kremi yeterli değil</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Güneş koruyucularının yaklaşık 3-4 saat etkili olduğunu ve gerektiğinde yeniden uygulanması gerektiğini belirten Dr. Bostancı, etkili korunmanın ancak birden fazla önlemin birlikte uygulanmasıyla mümkün olduğunu söyledi. Bostancı, "<strong>Güneşten korunmak için yalnızca güneş koruyucu kullanmak yeterli değildir. Pamuklu ve koruyucu giysiler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapkalar kullanılmalı ve özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu öğle saatlerinde doğrudan güneş altında kalınmamalıdır. Açık tenli ve sarışın bireylerin en az SPF 50 koruma faktörüne sahip ürünleri tercih etmeleri önerilmektedir</strong>" diye konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Dr. Bostancı, hiçbir güneş koruyucu ürünün cildi güneş ışınlarına karşı yüzde 100 koruyamayacağını vurgulayarak, "<strong>Güneş koruyucular doğru kullanıldığında cilt sağlığını korumada önemli bir destek sağlar. Ancak en etkili korunma; güneş koruyucu kullanımını gölgede kalma, koruyucu kıyafet giyme, şapka kullanma ve güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarıda bulunmama gibi fiziksel korunma yöntemleriyle birlikte uygulamaktır</strong>" ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><img alt="Uzmanı uyardı: " g="" src="https://images.sinopflashaber.com/uploads/2026/07/aw740075-01-6a4a396a4d8e8.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/uzmani-uyardi-gunes-kremleri-cildi-tam-olarak-korumayabilir_6a4a3ca629788_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/uzmani-uyardi-gunes-kremleri-cildi-tam-olarak-korumayabilir/232742</link>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 13:58:51 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinop&#039;ta Nöbetçi Eczaneler (05.07.2026)</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong><span style="line-height:115%">Önsoy Eczanesi Ayancık</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Yalı Mah. Köprübaşı Cad. 39/c</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong><span style="line-height:115%">Çınar Eczanesi Boyabat</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Çamlıca Mah. Erol Demirkol Cad. No:3/c</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong><span style="line-height:115%">Tek Eczanesi Durağan</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Merkez Mah. Yusuf Kemal Tengirşek Cad. No:28/a</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong><span style="line-height:115%">Şifa Eczanesi Erfelek</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Merkez Mah. Cumhuriyet Cad. No:2</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong><span style="line-height:115%">Seray Eczanesi Gerze</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Çarşı Mah. Cumhuriyet Meydanıno:1/a</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong><span style="line-height:115%">Anıl Eczanesi Merkez</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Meydan Kapı Mah. İtfaiye Cad. No:5/a</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong><span style="line-height:115%">Yasemin Eczanesi Merkez</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Gelincik Mah. Fatih Cad. No:23/b</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong><span style="line-height:115%">Gizem Eczanesi Türkeli</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Güzelyurt Mah Erdembey Cad. No:13/b</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/sinopta-nobetci-eczaneler-05072026_6a4a0099e3ec2_h.webp</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/sinopta-nobetci-eczaneler-05072026/232721</link>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 09:57:47 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İlçe Devlet Hastanesinde cerrahi kapasite artırıldı</title>
                                    <description>Sinop&#039;un Gerze ilçesinde bulunan Şehit Dr. Sena Sakin Devlet Hastanesi, cerrahi hizmet kapasitesini artırarak kasık fıtığı ve kıl dönmesi ameliyatlarını ilçe bünyesinde gerçekleştirmeye başladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Gerze Şehit Dr. Sena Sakin Devlet Hastanesi'nde göreve başlayan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersin Batmaz tarafından inguinal herni (kasık fıtığı) ve pilonidal sinüs (kıl dönmesi) ameliyatlarının yapılmaya başlandığı bildirildi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Hastane yönetiminden yapılan açıklamada, yeni uygulamayla birlikte vatandaşların söz konusu ameliyatlar için ilçe dışındaki sağlık kuruluşlarına sevk edilmesine gerek kalmadan kendi ilçelerinde güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti alabilecekleri belirtildi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkan Yardımcısı Ali Kuzu, Hastane Başhekimi Dr. Abdülkerim Köroğlu ile İdari ve Mali İşler Müdürü Serkan İşler, cerrahi servis ve ameliyathane ekibini ziyaret ederek özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Heyet ayrıca hastanede başarılı operasyon geçiren hastaları da ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yetkililer, vatandaşların Genel Cerrahi Polikliniği'nden randevu almak için Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) veya 182 çağrı merkezi üzerinden başvuruda bulunabileceklerini belirterek, hastanede sağlık hizmetlerinin güçlenen altyapı ve uzman kadroyla kesintisiz şekilde sürdürüldüğünü ifade etti.<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/ilce-devlet-hastanesinde-cerrahi-kapasite-artirildi_6a48c112383ee.png</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/ilce-devlet-hastanesinde-cerrahi-kapasite-artirildi/232697</link>
                <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:14:31 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar uyarıyor: &quot;Sigara, menopozu 1,5-2 yıl erkene çekmekte&quot;</title>
                                    <description>Gebelik ve menopoz süreçlerine ilişkin bilgiler veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Üstün, &quot;Geç evlilikler, geç doğumlara yol açıyor, çocuk sahibi olamamayla da karşı karşıya kalabiliyorlar. 35 yaş üzerinde yumurtalık rezervinin azaldığını bilimsel olarak ortaya koymuş vaziyetteyiz. Sigara, menopozu 1,5-2 yıl erkene çekmekte. Gebelikte en büyük problemlerden bir tanesi; takiplere yeterli riayet edilmemesi. Dış gebelik dediğimiz hayatı riske edecek tanılarla da karşılaşabiliyoruz, giderebilmek için mutlaka takipte olmalı&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Gebelikte öncesi planlama ve sonrasında takip süreçlerinin anne ile bebek sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu söyleyen uzmanlar, önemli uyarılarda bulundu. Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı (TAJEV) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yusuf Üstün problemlerin erken tespitiyle kimi sorunların giderilebildiğini aktarırken menopoz süreçlerine ilişkin de bilgi verdi. Yıllık kadın doğum muayenesinin gerekliliği ve gebelikte dikkat edilmesi gerekenlere vurgu yapan Üstün, önemli tavsiyelerde bulundu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>35 yaş üzerinde yumurtalık rezervinin azaldığını ortaya koymuş vaziyetteyiz</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">‘Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de doğurganlık hızı azalmış vaziyette’ diyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Üstün, "<strong>Geç evlilikler, geç doğumlara yol açıyor, çocuk sahibi olamamayla da karşı karşıya kalabiliyorlar. 35 yaş üzerinde yumurtalık rezervi dediğimiz, deposundaki o yumurtaların azaldığını bilimsel olarak ortaya koymuş vaziyetteyiz. Menopozda çevresel faktörler çok önemli. En önemli sıkıntılardan bir tanesi; sigara içimi. Sigara menopozu 1,5-2 yıl erkene çekmekte. Çevreden aldığımız radyasyon ya da otoimmün birtakım problemler erken menopozu ortaya çıkarabiliyor. Menopoza girdikten sonra süreci daha konforlu, yaşanabilir hale getirebiliriz. Bunun için tedaviler uygulanabilir. Kalsiyum, D vitamini destekleri alınabilir. Yaşam tarzı değişiklikleriyle özellikle obezitenin önüne geçmek çok önemli bir hedef olmalı. Obezite de olumsuz etkileyecek bir faktör</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Gebelikte mutlaka takipte olmak gerekiyor</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">‘Gebelikte en büyük problemlerden bir tanesi; takiplere yeterli riayet edilmemesi’ diyerek sözlerine devam eden Üstün, "<strong>Gebelik saptanmadan hekime başvurup herhangi bir problem olup olmadığı, önlem alınıp alınmayacağı belirlenmeli. Folik asit başlanması özellikle bebeğin sırtındaki açıklıkların önüne geçmek için verdiğimiz bir vitamin desteği, mutlaka gebelik öncesi başlıyoruz, ilk 12 hafta devam ediyoruz. Takiplerde tansiyon ölçümü, ultrasonografi ile bebeğin saptanması, gebeliğin rahmin içinde mi, dışında mı olduğunu belirlemek için mutlaka görmemiz gerekiyor. Dış gebelik dediğimiz hayatı riske edecek tanılarla da karşılaşabiliyoruz. Bunları giderebilmek için mutlaka takipte olmak gerekiyor</strong>" dedi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong>Zayıflamak için yapacağımız işlemleri gebeyken yapmayacağız</strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Sözlerini sürdüren Üstün, "<strong>Takip sırasında gebeliğin özellikle belirli haftalarında yapacağımız tetkikler de hem annenin hem de bebeğin sağlıklı ilerlemesi ve doğumun sağlıklı sonuçlanması için şart. 11-14’üncü haftalarda ense kalınlığına ultrasonografiyle bakıyoruz. Down sendromu taraması çok önemli, ense kalınlığına, burun kemiğine, olup olmamasına, kanda 2 hormon testine bakarak 2’li testi ekleyerek ultrasonla kombine testi yapmış oluyoruz. Bununla bebeğinin down sendromu olma ihtimalini belirliyoruz. Son yıllarda anne kanında bebek DNA’sı bakılabiliyor. Biz kombine test ile yüzde 90 oranında down sendromunu yakalarken anne kanında DNA değerlendirmesi yüzde 99,9 yakalama oranına sahip. Dengeli beslenmek çok önemli, gebelerin kalsiyum, protein ağırlıklı beslenmesi gerekiyor. Karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyi asla önermiyoruz. Kilo alımının optimal koşullarda olmasını öneriyoruz. Zayıflamak için yapacağımız işlemleri gebeyken yapmayacağız, onları doğurduktan sonra yapacağız</strong>" şeklinde konuştu.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/uzmanlar-uyariyor-sigara-menopozu-15-2-yil-erkene-cekmekte_6a4795ece1573.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/uzmanlar-uyariyor-sigara-menopozu-15-2-yil-erkene-cekmekte/232668</link>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 13:52:18 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, hantavirüs salgınının sona erdiğini bildirdi</title>
                                    <description>DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, Hollanda bandıralı MV Hondius isimli yolcu gemisinde tespit edilen hantavirüs vakalarına ilişkin, &quot;25 Mayıs&#039;tan bu yana başka vaka bildirilmedi.&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli yolcu gemisinde hantavirüse maruz kalan bir kişinin son temaslısının karantina süresini tamamladığını, testinin negatif çıktığını ve evine döndüğünü belirten Ghebreyesus, "<strong>25 Mayıs'tan bu yana başka vaka bildirilmedi. Bu nedenle DSÖ'nün salgının sona erdiğini kabul ettiğini söylemekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Salgından kaynaklanan toplam vaka sayısı, üç ölüm dahil 13 olarak kaldı. 33 ülke ve bölgedeki sağlık yetkilileri tarafından 650'den fazla temaslı tespit edildi ve takip edildi. Salgın sona ermiş olsa da, DSÖ, bu salgın ve genel olarak hantavirüs hakkındaki anlayışımızı geliştirmek için hükümetler ve ortaklarla çalışmaya devam edecek.</strong>" diye konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ghebreyesus, hastalığın nasıl geliştiğini anlamak için 21 ülkeyi kapsayan bir çalışmayı koordine ettiklerini dile getirerek, bu çalışmanın gelecekteki salgınlar için tanı, tedavi ve aşıların geliştirilmesini destekleyeceğini vurguladı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Direktör Ghebreyesus, Uluslararası Sağlık Tüzüğü doğrultusunda hantavirüsle ilgili müdahaleye destek veren tüm ülkelere teşekkürlerini yineledi.</p>

<h2><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“KDC'de son 2 haftadır her gün ortalama 38 yeni Ebola vakası doğrulanıyor”</h2>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki (KDC) Ebola salgınının yayılmaya devam ettiğine dikkati çeken Ghebreyesus, "<strong>Son 2 haftadır her gün ortalama 38 yeni vaka doğrulanıyor. Bugün itibariyle 1406 vaka doğrulandı ve 438 kişi hayatını kaybetti.</strong>" ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ghebreyesus, KDC hükümetinin liderliğinde müdahaleyi güçlendirmeye devam ettiklerini vurgulayarak, test kapasitesinin 10 laboratuvara kadar artırıldığını kaydetti.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">KDC'de temas takibinin iyileştirildiğini anlatan Ghebreyesus, "<strong>Artık her 5 temastan 4'ü takip ediliyor ancak vaka başına daha birçok temasın belirlenmesi gerekiyor. Tedavi kapasitesi de genişletildi ve 22 sağlık merkezinde yaklaşık 650 yatak mevcut. Ancak yatakların yaklaşık yüzde 96'sı şu anda dolu ve 300 yatak daha eklemek için çalışıyoruz.</strong>" şeklinde konuştu.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ghebreyesus, Ebola salgınına neden olan Bundibugyo virüsü için ilk moleküler tanı testine acil kullanım onayı verdiklerini belirterek, tüm bu ilerlemeye rağmen, güvensizlik ve şiddet de dahil önemli zorluklarla karşı karşıya kalmaya devam ettiğini vurguladı.</p>

<h2><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Venezuela'da 2 bin 300'den fazla kişi hayatını kaybetti”</h2>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ghebreyesus, Venezuela'da geçen hafta yaşanan depremler dolayısıyla 2 bin 300'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini, 5 binden fazla kişinin yaralandığını ve yaklaşık 16 bin kişinin evsiz kaldığını söyledi.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Deprem müdahalesi kapsamında DSÖ'nün acil durum fonundan 1,5 milyon dolar ayırdıklarını, 6 tondan fazla acil tıbbi malzeme gönderdiklerini ve 28 ton daha gönderilmesini planladıklarını bildiren Ghebreyesus, "<strong>Deprem, zaten ciddi bir insani krizi daha da ağırlaştırarak, insanların ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan bir sağlık sistemini daha da zorluyor.</strong>" değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sinopflashaber.com/media/2026/07/dso-genel-direktoru-ghebreyesus-hantavirus-salgininin-sona-erdigini-bildirdi_6a46b0806cddf.webp</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Nazire Şen</author>
                <link>https://www.sinopflashaber.com/dso-genel-direktoru-ghebreyesus-hantavirus-salgininin-sona-erdigini-bildirdi/232632</link>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 21:38:04 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
