Boyabat İlçesi Ardıç Köyü’nde planlanmakta olan bakır madeni ocakları ve sondaj çalışmaları izin taleplerine dair faaliyetin, kabul görmesi durumunda çevreye olan etkilerini anlatabilmek ve karara itiraz etmek için Öğretmen Evi Bahçesinde toplanan Boyabat Çevre Platformu bileşenleri hazırladıkları dilekçeleri imzaladı. Daha sonra Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü binası önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.

Boyabat Çevre Platformu (BOYÇEP) kurucusu Bilal Tığlı tarafından okunan basın açıklamasında, "Bu gün Boyabat İlçesi Ardıç Köyü’nde planlanmakta olan bakır madeni ocakları ve sondaj çalışmaları izin taleplerine dair faaliyetin, kabul görmesi durumunda çevreye olan etkilerini anlatabilmek, itirazlarımızı içeren dilekçelerimizi de az sonra Sinop Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü’ne vermek üzere burada toplanmış bulunmaktayız.Bizler bugün, halihazırda Hanönü İlçesinde kurulu olan bakır madeninde flutasyon yöntemi sonrasında oluşan ağır metal ve kimyasal yüklü sıvıyı, devasa büyüklükteki çökertme barajına taşıyan iletim hatlarında oluşan patlama ve kırılmalar sonrası Gökırmak’ın şiddetli kirlenmesine maruz kalmış bir coğrafyanın insanları olarak ve yine 4. Grup madenciliğin ileride ciddi bir ekolojik kırıma sebep olabilecek zararlarına dikkat çekebilmek adına, ana çatısının Boyabat Çevre Derneğinin oluşturduğu Boyabat Çevre Platformu bileşenleri olarak karşınızdayız. Ardıç Köyü maden ocağı sahası ve arama sondajı kapsamında Şubat ayı itibariyle ÇED sürecinin başlatıldığını bilmekteyiz. Ocakların faaliyet alanı köy yerleşim alanlarından olan Çamlıköy Mahallesine sadece 115 metre ve yine köyün tarım yapılan alanlarını ve mera arazilerine çok yakın mesafededir. Maden faaliyete geçtiğinde hayvanlarımızı otlatacak yerimiz kalmayacak ve patlatma esnasında meydana gelecek taş fırlatmalarında ise can ve mal güvenliğimiz tehlike altında olacaktır. Proje Tanıtım Dosyasında (PTD) bu ocaklarda patlatma usulü malzeme çıkarılacağı bildirilmektedir. Patlatma faaliyeti ile köyün içme suyu kaynağı olan yeraltı su akiferlerinde değişikliğe ve maden çıkarılmaya başlandığında su/toprak ağır metallere maruz kalacak, bu durum köyde yaşayan tüm insan, bitki ve hayvan sağlığını tehlikeye sokacaktır. Yine faaliyet esnasında çıkacak tozumadan tarım arazilerinin bu ağır metal ihtiva edecek olup köyde yaşanacak alan kalmayacaktır. Aynı dosyada 2,12 Hektar alanda talep edilen arama sondaj bölgesinde cevherin tespit edilmesi durumunda ise ileride açılacak maden ocaklarıyla birlikte zararın büyüklüğü beklenenden çok daha fazla olacaktır.Öyle ki proje dosyasında alanın çok küçük olması ve cevher işleme yapılmayacağı şeklindeki bir tespitle; madenin çevreye sanıldığı kadar zarar vermeyeceği algısıyla, etki alanının sanki 2.87 Hektar alanla sınırlı kalacakmış gibi Ek-2 listesinde gösterilerek izni talep edilmiştir. Hâlbuki alanın doğu tarafında 14 köyü içerisine alan (Kovaçayır, Akyörük, Arıoğlu, Gazidere, Gazidere Tabaklı, Gökçeağaç Sakızı, Ilıca, İmamlı, Koçak, Kurusaray, Tekke, Yabanlı, Salar ve Hacıahmetli Köyü)saha ihale süreci daha yeni tamamlanan ve iptali için açılan davalarda Danıştay süreci devam eden 220 bin futbol sahası büyüklüğündeki alan ile batısında yer alan Hanönü’ndeki devasa maden sahası ve işletme tesisin ortasında bulunmaktadır. Sermayenin küçük küçük parçalara bölerek farklı zaman ve büyüklükte oluşturdukları parçalar, birleştiğinde ufku bucağı görülemeyen bir maden sahası cehennemiyle karşı karşıya kalacağız. Maden cehennemi pazılının tüm parçaları tamlandığında geride ormanları kesilmiş, mera ve tarlaları yok edilmiş ve artık idari ve hukuken hak aramanın fayda etmeyeceği dönüşümsüz, asla olması gereken şekilde rehabilite edilemeyecek bir süreçle sonlanacaktır. Vahşi madencilik ülke toprağının pek çok yerinde hunharca ilerlemekte ve karar alıcı ile denetleyiciler bunu seyretmektedir. Aynı şekilde davası devam eden maden sahasına ait şirketin avukatlığını üstlendiği iddia edilen Sayın Yaşar Topçu‘dan geçmiş köklerinin bulunduğu ve onu vareden topraklara olması gereken vefa nedeniyle; iddia doğru ise şirketin vekaletini bırakarak hemşerileri ve yörenin sağlığı için mücadele eden bizlerin yanında yer almasını diliyoruz. Yine Hanönü maden iftarı davetine masumane bir icap sonucu katıldığını düşündüğümüz Boyabat Belediye Başkanımız Sayın Hasan Kara‘nın da biz hemşerilerinin yanındaki mücadelesinde açıktan görmek destek ve katkı vermesini bekliyoruz. Çünkü bizler biliyoruz ki sermaye madende işi bitip gittiğinde; geriye cehenneme dönmüş bir doğa ile bizler yine yüz yüze bakacak ve bir başımıza kalacağız. Siyasetin tarihi raflarında, ardında dua ve iyi sözlerle yâd edilenler kadar, beddua ve kötü sözlerle anılan kişilerle de mevcuttur. Yöre halkına hiçbir şekilde bilgilendirme yapılmadan ilerleyen ve proje tanıtım dosyasında firmanın tüm riskleri gidereceği yönündeki -ecek, -acaklı taahhütlerini içeren bu yanlış süreci kabul etmemiz asla mümkün değildir. Platformumuz bileşenleri ile Boyabat ve çevresi halkı sakinleri olarak; telafisi mümkün olmayan çevresel riskler barındırdığı açıkça ortada olan bu maden ocaklarının işletilmeye açılmasını istemiyor ve devam etmekte olan ÇED sürecinin ivedilikle durdurulmasını istiyoruz." ifadelerine yer verildi.

Basın açıklamasının ardından dernek üyeleri, Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz ile beraber imzalanan 310 itiraz dilekçesini, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Sinop İl Müdürlüğü'ne teslim etti.

Yorumlar
Kalan Karakter: