Sabahattin Ali Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panele Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz, CHP Sinop İl Başkanı Av. Aykut Cem Yalçınkaya, çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kolaylaştırıcılığını Emekli Öğretim Üyesi ve İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman’ın üstlendiği panelde, nükleer enerjinin ekonomik, çevresel ve sağlık boyutları ele alındı. Panelistlerden EMO Enerji Daimi Komisyonu Yürütme Kurulu Başkanı Nedim Bülent Damar, nükleer santrallerin teknik riskleri ve enerji politikaları üzerine sunum yaparken; 28.Dönem CHP Bursa Milletvekili ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala ise nükleer felaketlerin insan sağlığı ve çevre üzerindeki kalıcı etkilerine dikkat çekti.
Panel öncesinde Sinop NKP Sözcüsü Zeki Karataş tarafından okunan basın açıklamasında, Fukuşima’da 15 yıl önce yaşanan felaketin yaralarının hala sarılamadığı vurgulandı. Türkiye’nin nükleer maceraya sürüklenmemesi gerektiği ifade edilen açıklamada, nükleer yerine temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelinmesi çağrısı yapıldı.Açıklamada ,"Takvimler 11 Mart 2011 tarihini gösterdiğinde, Japonya’da meydana gelen şiddetli deprem ve ardından oluşan tsunami ile Fukuşima Daiichi Nükleer Santralı’nda dünyanın en büyük nükleer felaketlerden biri yaşanmış, Radyoaktif madde; toprağa, rüzgâra ve suya karışarak, Ekolojik yapıya ve insan sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler bırakmıştır. Aradan geçen 15 yılda, radyoaktif maddelerin yayılımına ise hala bir çözüm bulunamamış, aksine tüm dünyayı endişe içinde bırakmıştır. Japonya’da şiddetli depremle oluşan tsunami, Fukuşima Nükleer Santralı’nın soğutma sistemine zarar vererek çekirdek erimesine maruz kalan reaktörlerin soğutulması için tonlarca su kullanılmıştır. Santral’da biriken radyoaktif su kademeli olarak Pasifik Okyanusu’na boşaltılmış, tahliye işlemi devam ederken radyasyonla kirlenen su toprağa da sızmıştır. Yaşanan Felaketler zinciri, nükleer santralların barındırdığı ciddi riskleri böylece gözler önüne sermiştir. Three Miles Island, Çernobil ve Fukuşima nükleer santral kazaları sonrası kimi ülkeler nükleer santralları terk etmiştir. Bu nedenle de Nükleer enerjinin Enerji Portföyündeki payı sürekli düşüş eğiliminde olmuştur. Ancak; Jeopolitik gerilimlerin artması, Ortadoğu’da yaşanan ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan Enerji savaşları ve Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte yaşanan enerji krizi, enerji güvenliğini önceleyen politikalarla çevreci yaklaşımlardan uzaklaşan kimi ülkeleri nükleer santrallara yöneltmiştir. Nükleer endüstriyi pazarlayan Emperyalist Kapitalist güçlerin etkisinde kalan AKP iktidarı ise ülkemizi adım adım nükleer maceraya ve olası nükleer felaketlere doğru sürüklemektedir. Bu sürükleniş Enerji talebi ve savunma ihtiyacı gerekçe gösterilerek yapılmak istenmektedir. Ülkemizde elektrik enerjisi alanında arz fazlası olduğu bilinmesine rağmen, Siyasi iktidarın nükleer santralları tercih etmesi ve kendi topraklarımız üzerinde başka bir ülkeye nükleer santral kurdurarak işletme yetkisi vermesini kabul etmiyoruz. Mersin/Akkuyu’da yapımı devam eden, Sinop/İnceburun’da ve Kırklareli/İğneada’da yapılması planlanan nükleer santralların Çernobil ve Fukuşima gibi olmayacağının hiçbir garantisi yoktur. Nükleer santralların, emperyalist ülkelerce nükleer pazarın genişlemesi için karlı bir sömürü aracı olduğu görülmelidir. Bu kapsamda Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek olan ve ÇŞİD Bakanı Murat Kurum’un ev sahibi ülke adına eş başkanı olacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (COP31) kapsamında düzenlenecek Zirvede; Nükleer Enerji ve Nükleer santrallar çokça gündem konusu olacaktır! Buna izin vermeyeceğiz!Savaş, Ekolojik yıkımı kalıcılaştırır. Militarizm, iklim krizinin çoğu zaman görünmez kılınan ama en güçlü hızlandırıcılarından biridir. Ortadoğu zaten su kıtlığı, çölleşme ve aşırı sıcaklık artışıyla mücadele eden kırılgan bir coğrafyadır. Bu coğrafyada yürütülecek her türlü operasyon; yalnızca bugünü değil, geleceği de yakacaktır. Ortadoğu’da yaşanan Savaş ve silahlanma politikaları, gezegenin zaten kırılgan olan Ekolojik dengesini daha da derin bir yıkıma sürüklemektedir. Savaş ekonomisi; sağlık, eğitim ve adil bir dönüşüm için ayrılması gereken kaynakları toplumsal ihtiyaçlardan koparıp silahlanmaya yönlendirir. Sinop Nükleer Karşıtı Platform olarak, Fukuşima nükleer felaketinin 15. yılında bir kez daha nükleer maceradan vazgeçilmesini, zararsız ve temiz enerji kaynaklarına yönelinmesini, ÇED raporlarındaki bilimsel verilerin ve değerlendirmelerin esas alınmasını, bunun yanında yöre halklarının tepkilerinin de dikkate alınmasını ısrarla dile getiriyoruz. " ifadelerine yer verildi.
Fukuşima’nın 15. yılında Sinop’ta nükleer karşıtı panel
Sinop'ta Fukuşima nükleer felaketinin 15. yıl dönümü nedeniyle "Sinop Nükleer İstemiyor" paneli düzenlendi.
Yayınlanma :
12.03.2026 15:06
Güncelleme :
12.03.2026 15:11
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: