Selamün Aleyküm
Sevgili haber 57 okurları sizinle bir Cuma günü daha bereberiz cumanız mübarek olsun en güzel günler sizlerin olsun allah sağlık ve mutluluğunuzu daim etsin ben çoğunuzun bildiği emekli muhtar, herkezi çok seven büyüklere saygı duyan küçükleri seven simitçilikle ünlenen Remzi GÜL’üm böylece kendimi sizlere bir kez daha tanıttıktan sonra dikkatimi çeken bir konuda detleşmek istiyorum taktiri sizlere bırakıyorum sözü fazla uzatmadan konuya giriyorum. Çok değerli hemşehrilerim konu çocuklarımız olacak bu eksik tarafımızı bende dahil umuma sesleniyorum Peygamber efendimiz (S.V) hadislerinde buyuruyorki: Hepiniz çobansınız mahiyetinizden sorumlusunuz Allah nezlinde. Bunu bize yüce peygamberimiz (S.V) söylüyor Ebubekir Sıddık hz. Dediği gibi o ne söylerse doğru söyler .
Saygı değer hemşehrilerim çok ama çok kıymetli çocuklarımızı özenle dünyaya getiriyoruz 5-6 yaşlarına kadar çok güzel bir biçimde terbiye vermeye çalışıyoruz sonra ana sınıfına gönderiyoruz ana sınıfındaki öğretmenlerimiz sağ olsunlar ellerinden geldiği kadar eğitmeye gayret ediyorler. Değerli okurlarım ilk eğitimi ana babalar verir çocuktada en kalıcı olan bu ilk aldıkları eğitimdir. Çocukluğumuz ana sınıfından sonra devlet okulına ve devletin şevkatli, elleri öpülesi öğretmenleri görevi devralır. Herzaman saygı duyduğum hocalarımız, öğretmenlerimiz ellerinden geldiğince engüzel biçimde şekillendirmeye çalışırlar.
Şimdi gelelim saygıdeğer velilerimize ben 1948 yılında okula başladım hiç unutmam elleri öpülesi ilk öğretmenlerim Hayriye Turan ve rahmetli Lütfü Turandı. Annem beni onlara teslim ederken bu biraz afacandır bunu adam et ; eti senin kemiği benim babında bir söylemle ilk okula başladım. Rahmetli Lütfü Turan hocamız 1.2.3. sınıflarını okutuyor Hayriye öğretmenim 4.5. sınıfları okutuyordu o saygı değer Allah gani gani rahmet etsin bizleri öyle sıkı bir otorite içersinde yetiştirdiki, çünki bizler çok yaramazdık bizleri yeri geldi iyilikle, güzel sözle yola getirmeye çalıştı kimi zaman ellerine sağlık kötekle. Şimdiki zamanımızda dayak yok bu çok güzel çocuklar ve biz takdirle karşılıyoruz. Ancak öğretmenlerimiz dayak haricinde onların daha güzel yetişmesi ve terbiye olması için sözlü olarak biraz yumuşak biraz sert bilgilerini aktarmaya çalışıyorlar. Ancak bu sert uyarılardan çocuklarımız alınmış olacaklarki eve geldikleri zaman anne ve babalarına hocaların bu davranışlarından ötürü şikayaette bulunuyorlar bu şikayetleri bazı velilerimiz yanlış anlayıp ertesi gün soluğu okulada alıyorlar ve o saygı değer öğretmenimize serzenişte bulunuyorlar; Benim çocuğumu azarlayamazsın sert konuşamazsın gibi sözlerle öğretmenlerimizin şevkini kırıyorlar bi zzat bu gibi olayalara şahit oldum( çünkü mesleğim icabı hemen hemen bütün okul kantinlerine simit veriyordum) . Saygıdeğer veliler hiçbir öğretmen talebesine yanlış yol göstermez tabidir eğitim babında talebesine bağzen sert davranabilir biz dahi kendi çocuğumuza yeri geldiği zaman dozu aşacak şekilde sert davranıyoruz bunun gereğide budur. Onun için çocuğumuzun şikayetini iyi dinleyip ona göre davranalım bilelim ki çocuklarımızın ikinci anne ve babaları öğretmenleridir. Bırakalım onlar istediği gibi görevlerini yapsınlar onlar ne yaparsa herşeyin güzelini ve iyisini yapar. Bu konuda öğretmenlerimize yardımcı olalım köstek değil destek olalım. Hepinize saygılar sunarım Allahın selamı ve bereketi üzerinizde olsun Emekli muhtar Remzi GÜL.