Özcan Küçükali, “Harcamalara baktığımız zaman da bunun saray ekonomilerine dolayısıyla bazı vakıflar üzerinden bazı alanlara pompalandığını, tarikatlara pompalandığını görüyoruz esasında ve dolayısıyla toplanan vergilerin hiçbir zaman halka adil bir şekilde geri dönmediğini ve büyük dev patronlara vergilerini affederek defalarca, milyonlarca lira şeklinde vergileri affetmek suretiyle onlara verilen paralar ve bir de üstelik onların vergilerini affetmeyle. Bizim 10 lira borcumuz olsa devlet bizi bırakmaz. Devlet kökümüzü söker.” Dedi. Nermin Tütüncü ise, “Ben bu yaşıma geldim. 75 yaşındayım. Böyle bir ekonomi görmedim. Her şey perişan. Elimizden geldiğince bu hükümeti istemiyoruz. Seçim istiyoruz. İktidar değişsin.” diye konuştu.
Sinop’ta yaşayan yurttaşlar ekonomi değerlendirmesi yaptı.
Özcan Küçükali, şöyle konuştu.
“Türkiye'nin ekonomisi sadece emperyalizme bağımlı üretimi olmayan ve sürekli yüksek faizlerle borçlanarak alınan paraların altında ezilen bir Türkiye ve dolayısıyla ülkenin bütün gelirlerini dolaylı vergilerle gariban halkın sırtından alıyorlar. Dolaylı vergilerin bütün vergiler içerisinde payına baktığın zaman en adaletsiz vergi vergidir. Bütün toplanan bu vergiler, bu vergilerin toplandığında nerelere harcandığı ile ilgili halkımızın doğru düzgün hiçbir bilgisi yoktur. Harcamalara baktığımız zaman da bunun saray ekonomilerine dolayısıyla bazı vakıflar üzerinden bazı alanlara pompalandığını, tarikatlara pompalandığını görüyoruz esasında ve dolayısıyla toplanan vergilerin hiçbir zaman halka adil bir şekilde geri dönmediğini ve büyük dev patronlara vergilerini affederek defalarca, milyonlarca lira şeklinde vergileri affetmek suretiyle onlara verilen paralar ve bir de üstelik onların vergilerini affetmeyle. Bizim 10 lira borcumuz olsa devlet bizi bırakmaz. Devlet kökümüzü söker. Ama onlara sıra geldiği zaman onların vergilerini affeder ve dolayısıyla da vergi de adaletsizlik toplam ülkenin gelirinin adaletsiz bir şekilde aktarıldığını görüyoruz. Ezilen halk kitlelerine, emekçi sınıflara, emeklilere, garibanlara alt kesime asla para gitmediğini ve yine toplanan vergilerin bu insanların sırtından toplandığını ve büyük patronlara yol, köprü, 100 bin şeyleri 500 bin lira göstererek o alanlara o vergileri de oralarda yok ederek onlara yine pompalandığını görüyoruz. Demokrasinin olmadığı yer de bu işler yürümez. Biz kendi hak ve hukukumuzu savunduğumuz an bütün polisleri ve jandarmayı tepemizi dikenler milyarlarca vergileri kaçıranları asla gözetemiyor. Gözetmiyor. Onların üzerine gidemiyor. Çünkü sistem onların çıkarları üzerine kurulu.”

Fikret Keser, “Son dönemde ekonomiyi hiç beğenmiyorum. Vatandaşın hali belli değil mi? Emeklinin hali belli değil mi? 20 bin lirayla ay sonu geliyorsa meclistekiler bir ay denesinler. Eğer oluyorsa hep beraber aynı şeyi yapalım, nereden alışveriş yapıyorlarsa beraber yapalım. Hepsi zorda. Bugün emekli olursan demek ki zordasın. Türkiye'nin yüzde 80'i zordadır. Enflasyon dersen yüzde 20'lere inecek enflasyon yüzde 60'larda devam ediyor. Almanya bizi niye kıskanmasın? Çünkü oradan 30 bin Euro’ya aldığın sıfır arabayı 90 bin Euroya satıyorsun burada. Bunu alman kıskanmaz mı? Kendisi 5 bin kar ediyor. Buradakiler 60 bin Euro kar ediyor. Bir tane devlete, bir tane sana, bir tane vergiye.”
Rabia Çelebi; “Her şey meydanda. Ben emekli öğretmenim. Gücüm ancak buraya gelip ucuz diye burada çay içiyorum. Evden de yiyecek getiriyorum, hazır almaya gücüm yetmiyor. Gariban arkadaşlarla burada oturup bir bardak en fazla iki bardak çay içebiliyoruz. Bir simit 25 lira. Benim evim olduğu halde çok zorlanıyorum.”
Cengiz İnce; “Ekonomi diye bir şey yok ortada. Bakın şimdi bu ekonomi çözülür. Bu ülkede 10 milyon 10 milyonun üzerinde mülteci olduğu sürece bu iş düzelmez. Ekonomiyi bir şekilde hallederiz. İki ay maaş almasak ne olur? Yeter ki mülteciler gitsin. Zaten toplama kampı gibi olduk. Bunların nüfus sayısı bizden fazlalaştı. Mazot olmuş 87 lira. Boyabat dediğiniz 80 km. Oraya gidip gelemiyoruz. Ben Samsun Ladik'le 10 yıl görev yaptım. Pazar günleri ben oradan buraya günübirlik iskeleye ben balık tutmaya geliyordum ben. 600 km yapar.”
Nermin Tütüncü; “Ekonomiden memnun olmadığım gibi ne sağlık kaldı, ne eğitim kaldı ne çiftçimiz kaldı. Fakirlikten herkes artık ölecek. Bir çayın yanına simit alamıyoruz. Evden yapıp getiriyoruz. Yaşlıyız taşımaya da zorlanıyoruz ama ne yapalım? Çayla bir şeyler yiyelim diye evden getiriyoruz. Ben bu yaşıma geldim. 75 yaşındayım. Böyle bir ekonomi görmedim. Her şey perişan. Elimizden geldiğince bu hükümeti istemiyoruz. Seçim istiyoruz. İktidar değişsin. Biz de rahatlayalım. Artık geniş bir nefes alalım. Zaten sonbaharımızdayız. Baharımızın sonlarını yaşıyoruz. Hiç değilse bir rahat yaşayalım.”
Yorumlar
Kalan Karakter: