Uğur Mumcu Meydanı’nda gerçekleştirdiği basın açıklamasında,10 Ocak 2026 tarihli ve 10848 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Muğla’nın Milas ilçesi sınırları içerisinde yer alan Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karaağaç, Karacahisar ve Kayaderesi köylerindeki 679 parsel için 7554 sayılı yasaya dayanarak acele kamulaştırma kararı verildiği hatırlatıldı. Söz konusu alanda 2 milyondan fazla ağacın bulunduğu belirtilen açıklamada, bu ağaçların kesilerek yok edilmek istendiği ve geniş bir orman arazisinin madenciliğe tahsis edilmesinin Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefiyle çeliştiği ifade edildi.
Açıklamada, başta İkizköy olmak üzere bölge köylülerinin acele kamulaştırma kararına karşı dava açtığı ve nöbet tutarak topraklarını savunmaya başladığı belirtilerek, 30 Mart 2026 tarihinde bilirkişi keşif çalışmasına tepki gösteren köylülerden Esra Işık’ın gece yarısı evinden gözaltına alındığı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı kaydedildi. Bu durumun “haksız ve hukuksuz” olduğu vurgulandı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre kapatılması gerektiği öne sürülen Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali için yok edilen Akbelen Ormanı, bölgedeki zeytinlikler ve yaşam alanları için mücadele eden Esra Işık’ın tutuklanmasının kabul edilemez olduğu ifade edilen açıklamada, tutuklamaya gerekçe olarak bilirkişi incelemesinin engellendiği iddiasının öne sürüldüğü, ancak asıl engellenmek istenenin Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkını savunma iradesi olduğu belirtildi.
Açıklamada, “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” hükmü hatırlatılarak, yıllardır Akbelen Ormanı’nda süren direnişin bir avuç şirketin çıkarı için doğanın ve köylülerin yok sayılmasına karşı verilen bir mücadele olduğu dile getirildi.
Ekoloji mücadelesine yönelik gözaltı, tutuklama ve yargı baskılarının sistematik bir sindirme politikasının parçası olduğu savunulan açıklamada, IC İçtaş ve Limak ortaklığındaki Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali başta olmak üzere benzer şirketlerin faaliyetlerinin doğayı, suyu ve yaşamı tehdit ettiği ifade edildi.
Açıklamanın sonunda, “Doğasını, suyunu, toprağını ve yaşam alanlarını savunanları tutuklayarak susturamazsınız. Akbelen’deki büyük yıkımı derhal durdurun. Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır. Tutuklanan sadece Esra Işık değil, tüm yaşam alanlarıdır. Ekoloji mücadelesi anayasal bir haktır, yaşamı savunanlarla dayanışmaya devam edeceğiz. Esra Işık yalnız değildir” ifadelerine yer verildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: