Yaklaşık bir hafta önce başımdan geçen ve beni derinden etkileyen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Yaklaşık iki yıldır bahçemde tavuk besliyorum. Yumurtaları kuluçka makinesine koyup civcivlerin çıkışını; onların büyümesini ve gelişimini izlemek benim için büyük bir keyif. Hangisi erkek, hangisi dişi diye tahminlerde bulunmak, onları tek tek takip etmek bambaşka bir uğraş.
Tabii bu süreçte onlara isimler de koyuyorum. Kimine kız, kimine erkek ismi veriyoruz ama bazen tahminlerimiz gerçeklerle örtüşmeyebiliyor. Son olarak bir grup civcivim oldu; altısı siyah, biri sarıydı. Sarı olan o kadar hareketliydi ki adını "Dilara" koydum. Hepsi büyüdüğünde ise bizim Dilara erkek çıktı! Yapacak bir şey yok; sonuçta üç tavuk ve Dilara ile birlikte toplam dört horozumuz oldu.
Aslında bu yazıyı kaleme alırken TEDAŞ’ın azizliğine uğradım; elektrik kesintileri nedeniyle yazdıklarım üç kez silindi ama pes etmedim.
Her şey normal giderken kümese bir hastalık dadandı. İki horoz ve iki tavuk hastalandı; gözleri görmüyor, dolayısıyla yem yiyip su içemiyorlardı. Durumları her geçen gün kötüye gidiyordu. İlk olarak bir horozumda başlayan bu hastalık için veterinerden ilaçlar aldım. İlaçları sularına kattım, gözlerine sürdüm ancak ilk hastalanan horozumu maalesef kaybettim. Veterinerle tekrar görüştüğümde, "İlacı doğrudan ağzını açıp içine sık" dedi. Kalan üç hayvana bu şekilde müdahale ettim ve onları kurtardım. Horozumun ölümü beni çok üzmüştü, bu yüzden ilaçların artan kısmını sakladım.
Geçen gün bir tavuğum yine rahatsızlandı. Hiç vakit kaybetmeden ilacı alıp şırıngayla ağzına sıkmaya başladım. Tavuğu ayırıp tek başına bir yere koydum. Dört gün boyunca ilacı vermeye devam ettim ancak tavuk ağzını açmıyor, direniyor ve tepiniyordu. Tam o sırada ilacın bir kısmı elime bulaştı. İşte o an acı gerçeği fark ettim: Hayvana antibiyotik yerine yanlışlıkla bit ilacı vermişim!
Bunu fark ettiğimde ilacı dördüncü kez vermiştim bile. Büyük bir vicdan azabıyla "Ne yapabilirim?" diye araştırdım. Kimileri "Kes, at," dedi ama tabii ki bunu yapamazdım. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine sarımsaklı ayran vermeye başladım. İki gündür deniyordum ama onu da içmiyordu. Bu sefer ayranın içine ekmek doğradım; tavuğum ekmeği görünce yemeye başladı. Bu manzara beni o kadar mutlu etti ki anlatamam.
Şimdilerde yoğurt, ayran ve süt karışımına devam ediyorum; bugün içine bisküvi de ekleyeceğim. İnşallah sağlığına tamamen kavuşacak. Eğer düzelirse, hep beraber bir canın azimle nasıl hayata tutunduğunu öğrenmiş olacağız.
Yorumlar
Kalan Karakter: