Demir, konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır” sözünü hatırlatarak başladı. Türkiye’de dul ve yetimleriyle birlikte yaklaşık 17 milyon emekli bulunduğunu söyleyen Demir, “Toplumun en kalabalık kesimini oluşturan emekliler, buna rağmen en çok mağdur edilen, görmezden gelinen, açlık ve yoksulluk içinde yaşamaya mahkûm edilen kesimdir” ifadelerini kullandı.
İktidarın politikalarını eleştiren Demir, milyonlarca emeklinin geçinebilmek için ikinci bir işte çalışmak zorunda kaldığını belirtti. “Bugün 17 milyon emeklinin yaklaşık 10 milyonu karnını doyurabilmek için ikinci bir işte çalışmaktadır” diyen Demir, emeklilerin bu tabloya karşı örgütlenmekten başka çarelerinin kalmadığını vurguladı.
Sendikalaşma girişimlerinin engellenmeye çalışıldığını dile getiren Demir, “Çağdaş toplum, örgütlü toplumdur. Bu nedenle sendikal hak mücadelemizden asla geri durmayacağız. İşverenin sendikası var ama emeklilerin sendikası yok. Bu durum, evrensel hukuk normlarına ve anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır” dedi.
Emekli sendikalarının yasal statüye kavuşturulması gerektiğini belirten Demir, “İktidar, emeklilerin sendikalarını kapatmak yerine gerekli yasal düzenlemeleri yapmalı. Emekliler artık kendilerine giydirilen deli gömleğini yırtıp atmıştır. Ne kadar engellenmeye çalışılsa da sendikalarda örgütlenmeye ve haklarını aramaya devam edecektir” diye konuştu.
Henüz dört aylık bir sendika olduklarını ancak otuz yıllık bir mücadele geçmişine sahip bulunduklarını söyleyen Demir, DİSK/Devrimci Emekli-Sen’in üyelerinin hak ve çıkarlarını fiili ve meşru zeminlerde savunmayı amaçladığını ifade etti.
“Emekliler üvey evlat değildir” diyen Demir, Türkiye’de emeklilerin yaşam koşullarına dikkat çekti. Avrupa’daki emeklilerle Türkiye’deki emeklilerin durumunun kıyaslanamayacağını belirten Demir, “Bizim ülkemizin emeklileri, 1 lira ucuza ekmek alabilmek için sabahın kör karanlığında kuyruklarda ömür tüketmektedir” ifadelerini kullandı.
Emeklilerin açlık sınırının altında yaşadığını vurgulayan Demir, “Bugün ortalama ev kiraları 25-30 bin lira, açlık sınırı 28 bin lira, yoksulluk sınırı ise 92 bin liranın üzerindedir. Buna rağmen 16-18 bin lira maaş reva görülüyor. Bu, ne insani, ne vicdani, ne de ahlaki bir tutumdur” dedi.
İktidarın çözüm üretmek yerine çalışanlardan kesinti yaparak yeni bir düzenleme hazırladığını iddia eden Demir, “Bu bir çözüm değil, çözümsüzlüktür. Emeklileri ve çalışanları karşı karşıya getirecek bir durumdur” değerlendirmesinde bulundu.
“Sermayeye, yandaşa değil, emekçiye ve emeklilere bütçe istiyoruz” diyen Demir, hükümetin tercihini emeklilerden değil, sermaye çevrelerinden yana kullandığını savundu.
Demir, tüm emeklileri örgütlenmeye çağırarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz güçlüyüz. Yeter ki bu gücümüzün farkına varalım. İster Bağ-Kur, ister Emekli Sandığı, ister SSK’dan emekli olsun, tüm emeklileri DİSK/Devrimci Emekli-Sen’de örgütlenmeye çağırıyoruz. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Birleşe birleşe kazanacağız.”

Yorumlar
Kalan Karakter: