Uğur Mumcu’nun ismini ve heykelini taşıyan meydanda düzenlenen anma töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanı Av. Aykut Cem Yalçınkaya bir konuşma yaptı. Yalçınkaya, konuşmasında şunları söyledi:

“Abdi İpekçi, Metin Göktepe, Hrant Dink, Çetin Emeç, Kemal Türkler, Necip Hablemitoğlu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun ve daha niceleri… Daha da geçmişte Menemen’de Kubilay… Ne çok acı çektik, ne çok gerici terör saldırısına ne aydınlar ne yiğitler yitirdik ama sinmedik, sinmeyeceğiz ve mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Anıları hatıralarımızda ve dayanışma duygularımızda, direniş mücadelemizde sonsuza dek yaşayacak.
Laikliği, Cumhuriyeti ve aydınlanmayı savunan, devlet içinde yapılanmaya çalışan karanlık odakları sorgulayan, toplumu bilgilendiren, rahatsız edici gerçekleri ortaya çıkartan ne çok isim yitirdik. Bu suikastlar sadece ismini saydığımız isimlere değil, toplumun düşünme ve sorgulama hakkına yönelik saldırılar olarak tarihe kara birer leke olarak geçmiştir.
Değerli yol arkadaşlarım, kıymetli Sinoplular, basın emekçileri, demokrasi ve adalet mücadelesine yürek veren herkesi saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada, bundan 33 yıl önce karanlık bir suikastla aramızdan koparılan; kalemiyle, cesaretiyle ve onuruyla bu ülkenin vicdanı olmuş Uğur Mumcu’yu anmak için bir aradayız.
Uğur Mumcu yalnızca bir gazeteci değildi. O, gerçeğin peşinde yürürken bedel ödemeyi göze alan bir aydın, Cumhuriyetin aklını ve namusunu savunan bir hukukçu, ‘Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz’ diyerek cehalete karşı savaş açmış bir aydınlanma neferiydi.

Mumcu’nun yazdıkları bugün hâlâ neden bu kadar can yakıyor, biliyor musunuz? Çünkü o, yolsuzlukla iktidar arasındaki bağları, tarikat–siyaset–sermaye ilişkilerini, devletin içine sızmış karanlık yapıları yıllar önce cesaretle yazdı. Ve ne yazık ki bugün Türkiye, Uğur Mumcu’nun uyarılarının bir bir haklı çıktığı bir tabloyla karşı karşıyadır.
Bugün Türkiye ağır bir ekonomik buhran içindedir. Emekli geçinemiyor, gençler ülkeyi terk etmeyi düşünüyor, çiftçi borç batağında, esnaf ayakta kalma mücadelesi veriyor. Ama bu düzenin sorumluları, faturayı yine halka kesiyor.
Uğur Mumcu’nun dediği gibi: ‘Yoksulluk kader değildir, örgütsüzlük kaderdir.’ Ve biz biliyoruz ki bu yoksulluk, yanlış politikaların ve adaletsiz bir düzenin sonucudur. Ve her zaman dediğimiz gibi yol arkadaşlarım, organize kötülüğe ancak örgütlü mücadelemizle karşı koyabiliriz.
Bugün Türkiye’de adalet terazisi kırılmıştır. Hukuk, iktidarın sopası haline getirilmeye çalışılmaktadır. Seçilmiş belediye başkanlarına, özellikle de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen siyasi operasyonlar bunun en açık göstergesidir. Murat Çalık başkanımız, Tayfun Kahraman yoldaşımız göz göre göre ağır hak ihlallerine karşın cezaevinde tutulmaktadır.
Sandıkta yenemeyenlerin, yargı yoluyla siyaseti dizayn etmeye çalıştığı bir dönemden geçiyoruz. Uğur Mumcu yaşasaydı, bu tablo karşısında susar mıydı? Gazetecilerin tutuklandığı, haber yapanların yargılandığı, gerçeği yazanların hedef haline getirildiği bu ülkede, kalemini bir an olsun eğmeden mücadele etmeye devam ederdi.

Bugün Uğur Mumcu’yu anarken, aynı zamanda Ali Gaffar Okkan’ı da saygıyla anıyoruz. Diyarbakır’da halkla devlet arasında güven köprüsü kurmaya çalışan, karanlık odaklara karşı cesaretle duran bir emniyet müdürüydü. O da tıpkı Mumcu gibi, bu ülkenin aydınlık geleceği için hedef alındı. Onu katledenlerin siyasi temsilcileri iktidar eliyle Meclise girdi. Hem Gaffar Okkan’ı hem de Hizbullah Terör Örgütü tarafından katledilen tüm vatandaşlarımızı saygıyla anarken buradan bir kez daha söz veriyoruz. Biz onların ailelerine olan borcumuzu iktidara karşı mücadele ederek ödeyeceğiz.
Ve yine bugün, Türkiye’nin demokratikleşmesi, barışı ve dünyayla onurlu ilişkiler kurması için emek vermiş bir devlet adamını, İsmail Cem’i de anıyoruz. Onun savunduğu sosyal demokrat çizgi; özgürlükten, laiklikten, sosyal adaletten ve barıştan yana bir Türkiye hayaliydi.
Değerli dostlar, Uğur Mumcu’nun katilleri yalnızca tetiği çekenler değildir. Onun susturulmasını isteyen zihniyetle, bugün gazetecileri susturmak isteyen zihniyet aynıdır. Sadece yaptıkları haberler yüzünden yasaları eğip bükmeye çalışanlar bugün de gazetecileri özgürlükleriyle tehdit etmeye devam etmektedir.
O yüzden Uğur Mumcu’yu anmak, yalnızca bir anma değil; aynı zamanda bir sorumluluktur, bir mücadele çağrısıdır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, basın özgürlüğünü, hukukun üstünlüğünü, seçilmiş iradeye saygıyı ve halkın ekmeğini büyütmeyi savunmaya devam edeceğiz.

Uğur Mumcu’nun dediği gibi: ‘Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma yönelmiş bir tehdittir.’ Bugün o tehdide karşı omuz omuza durmak zorundayız.
Bu duygularla; Uğur Mumcu’yu, Ali Gaffar Okkan’ı, İsmail Cem’i ve bu ülkenin aydınlık geleceği için bedel ödemiş tüm demokrasi şehitlerini saygı, özlem ve minnetle anıyorum. Onların bıraktığı yerden, korkmadan, yılmadan, geri adım atmadan devam edeceğiz. Çünkü biz susarsak, karanlık kazanır. Unutmayın; kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz! Hepinizi saygıyla selamlıyorum.'
Anma programı, katılımcıların Uğur Mumcu Anıtı’na karanfil bırakması ve müzik dinletisi ile sona erdi.

Yorumlar
Kalan Karakter: