Yıl 1978… O yıllarda liseye yeni başlamıştım. Her lise öğrencisi gibi işimiz gücümüz okumak olmalıydı ama hayat her zaman öyle gitmiyordu. Bazen “haylaz” diye nitelendirilen arkadaş gruplarına da takılıyorduk. Ben genelde başıboş, aylak dolaşanlarla çok işim olmasa da tabii ki dört dörtlük değildim.
Ailem, annem ve babam yurt dışındaydı. Dedem ve babaannemle birlikte kalıyordum. O yıllarda bana önemli rehberlik eden bir eniştem vardı; kendisi öğretmendi. Bir gün bana, “Gel seni bir ustanın yanına vereyim, orada radyo yapmayı öğren” dedi. Başta çok istemesem de, sonradan bunun çok istediğim bir meslek olduğuna karar verdim. Ustam iyi bir insandı ama bana çok faydalı olmuyordu. Zaten kendisi de bu konuda çok becerikli sayılmazdı, en azından ben öyle düşünüyordum. Bir gün bana, “Osman, bu iş bakmakla öğrenilmez, oku” dedi. “Ben zaten okula gidiyorum” dedim. “Hayır,” dedi, “bu işin kitapları var, onları oku.”
Haklıydı. O yıllarda TRAC ve Elektronik Dünyası gibi cilt cilt kitaplar vardı. Gittim, buldum, aldım. Günlerce, geceler boyu okudum. Önceleri roman gibi, pek anlamadan okudum; zamanla okuduklarımı anlamaya başladım. Üç ay sonra o ustanın yanından ayrıldım ve başka birinin yanında çalışmaya başladım. (Tabii bu işler okul tatili içindi) çünkü liseye de devam ediyordum. Orada mesleki anlamda çok verim alamasam da insanlarla, müşterilerle iletişim kurmayı öğrendim diyebilirim. Bir süre sonra kendi iş yerimi açtım. Okulu da lise 2’nin sonunda bıraktım. İşlerim ilk günden itibaren verimli gitmeye başladı. Cesaretlendim. Askerliğe gidene kadar çalıştım. Bazen bozdum, bazen kırdım; bozuk bir saatle günlerimi geçirdim. Saat, teyp, pikap, radyo tamiri yaptım. Hatta mobilet tamiri de yaptım. O yıllarda benzin yoktu; ilk tüplü mobileti ben icat ettim. Günün bazı saatlerinde elektrikler kesilirdi, mobiletten jeneratör yaptım. Askere gittim. Askerliğimi özel bir birimde yaptım. Sinop’ta bulamadığım elektronik mesleğinin teorik kısmını askerlikte geliştirme imkânı buldum. Öyle ki kimsenin cesaret edemediği karmaşık birçok devreyi tamir edebiliyordum. Yıllar çabuk geçti. Türkiye çok değişti. Renkli televizyon, video, CD derken pek çok yenilik geldi. Askere dönüşte mesleğe devam ettim. Onlarca çırak yetiştirdim. Bazı babalar çocuklarını getirir, “Osman, bu çocuk okumuyor; al bunun eti senin, kemiği benim, meslek öğret” derlerdi. O çırakları yetiştirdim. Kimi geldi, kimi gitti. Çoğu mesleği sevdi. O yıllarda eğitim anlayışı farklıydı. Çırağa bir şey söyledin mi yapardı; yapmazsa “özel yaptırım malzemeleri” vardı: cetvel, silikon çubuk, haydar… Kimi mesleği silikonla, kimi güzel sözlerle öğrendi. Bugün Sinop’taki ustaların yüzde 80’inde benim emeğim illa ki vardır. Bununla gurur duyuyorum. Ancak son birkaç yıldır Sinop’ta ve Türkiye genelinde büyük bir sorun var. Bir buzdolabı birkaç parçadan oluşur, bir de elektronik devresi vardır. Bir otomobil onlarca mekanik parçadan oluşur, bir de “beyin” denilen ciddi bir elektronik devresi vardır. Kombi, çamaşır makinesi, hatta ütü bile artık elektronik devrelidir. Sinop’ta bu işi gerçekten yapan usta sayısı çok az. Çoğu tamir etmiyor, devreyi komple değiştiriyor. “Bu ölmüş, at yenisini al” deyip işin içinden çıkıyorlar. Ben şahsen ülkemin ekonomisinin bunu kaldıracak gücü olduğuna inanmıyorum. Bir buzdolabı 20 bin lira, tamiri 1.500 lira. Tamir etmek yerine çöpe at deniyor. Vatandaş çaresiz. Hele bu kış günlerinde kombi tamiri için fahiş fiyatlar isteniyor. Denetim mekanizması yok; her şey ustanın insafına kalmış. Herkes okumak zorunda değil. Okumuş cahiller topluluğu olduk. Adam doktor olmuş ama eli tornavida tutmuyor. Arabayı sanayiye götürdüğünde, bu işin okulunu okumamış ama bir ustanın elinde yetişmiş —ya da yetişememiş— bazen vicdanlı, bazen vicdansız bir ustaya denk geliyor. Çocuklarınızı okumuyorsa zorlamayın. Ne biliyorsa, neyi seviyorsa o işte uzmanlaşsın. Herkesin bir mesleği olsun ki işini bilmeyen ustaların vicdanına kalmasın.
Biri Bu Gidişe “Dur” Demeli
Yayınlanma :
05.01.2026 12:39
Güncelleme
: 05.01.2026 12:44
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: