Yaklaşık bir hafta önce bizzat yaşadığım ve dahil olduğum bir konuyu kaleme almak istiyorum bugün.
Önceki yıllarda yanımda muhabir olarak çalışan bir arkadaşım, sabah WhatsApp mesajı atarak başlattı bu konuyu. Bakın, nelere nelere sebep oldu.
“Osman abi, Samsun’da ya da Bafra’da araba parçası satan tanıdığın var mı? Benim Palio gene arızalandı, marş dinamosu bozukmuş, burada yokmuş.”
Öyle deyince dedim ona: “Tamiri yok mu?”
“Yokmuş, Çin malıymış, tamir olmazmış” dedi.
Ben de, “Getirin bana. Lala köyünde bu tür işleri yapan küçük bir tamirhane var. Adı Deniz olan bir tamirci var, ben ona bir göstereyim” dedim.
Deniz, Lala köyünde kıyıda köşede kalmış küçücük bir dükkânda, küçücük bir tabelanın altında köylünün araçlarının tamirini yapar. Çocukluğunu bilirim; hem iyi insandır hem iyi sanatkârdır.
Aradım, sordum. “Getir abi, bakarız” dedi.
Neyse, parça ile birlikte aracın sahibini de alarak Lala’ya, Deniz’in yanına gittik. Elindeki işi bir kenara bıraktı, hemen bizim işe geçti ve şunu dedi: “Bunda bir şey yok. Arabanın akü şase kablolarına falan baktınız mı?”
Dedik: “Biz arabayı görmedik. Sanayide bu işi yapan, koca tabelaları olan büyük bir ustaya getirdik. O baktı, ‘dinamo değişecek’ dedi. Hatta yenisi yokmuş, bir yerde ikinci el bulmuş. 8000 TL, 2000 TL geliş-gidiş masrafı, ben de 1500 alırım demiş.”
“Dinamoyu biz takamıyoruz, deneyemiyoruz; çünkü araç orada” dedik.
Parçanın, her şeye rağmen yenisi var mı, ne kadardır diye Sinoplu sanatçımız Bayram Kaya’yı aradım. Derdimi anlattım. “Hemen bakayım” dedi. “Var abi, 2000 TL.” Hemen yolladı. İstanbul’dan Sinop’a o akşam teyzem geliyordu, ona ulaştırdı ve parça bize geldi.
Deniz’e getirip taktırdık ve parçayı alıp asıl Sinop sanayideki büyük ustaya götürdük. Günlerden cuma idi.
“Hemen takamam, cuma namazından sonra olur ama 4 saat sürer” dedi.
Parçayı da sahibini de araçtan indirdik, bıraktık sanayiye. Ancak arkamdan arkadaş aradı:
“Osman abi, bu arabayı ancak akşama verecekmiş. Gel, beni al” dedi.
Döndüm, arkadaşı aldım, Sinop’a getirdim.
Akşam oldu. Benim eski muhabirin bana yazdığı mesaj aynen şu:
“ARABA DAHA KÖTÜ OLMUŞ.”
Nasıl olur? “Alın arabayı oradan, Deniz’e getirelim, bir de o baksın” dedim.
Bir saat sonra aldığım cevap şu:
“Allah senden de Deniz’den de razı olsun.”
Aradım Deniz’i. “Neymiş arıza, neden o kişi yapamamış?” dedim.
“Abi, akü şase kablosu çürümüş. Asıl arıza zaten oymuş. Dinamonun eskisi de yenisi de zaten sağlam” dedi.
“Şimdi bir marşta çalışıyor. Sabahı bekleyelim; asıl mesele sabahları çalışmıyordu zaten” dediler.
Sabah oldu, bir marşta çalıştı dediler.
Şimdi bu yazıyı paylaşma sebebim nedir, biliyor musunuz? Tabelası büyük olana değil; yüreği ve vicdanı büyük olana arabanızı getirin. Onları da tabelaları ile vicdanları arasına bırakın.
Yarın bir musibet başlarına geldiğinde sorgulamasınlar: “Ben nerede yanlış yaptım?” diye. “Allah bu musibeti bana musallat etti” desinler.
Vatandaş durup dururken, boş yere 100 TL’lik bir şase kablosu yerine 15 bin TL masraf yapıyor. Bugün bize, dün kimlereydi; yarın kimlerin başına gelecek?
Bunların ne kadar liyakatli usta olduklarını belgeleyecek bir kurum maalesef yok bu ilde. Yapanın yaptığı yanına kâr kalıyor. 100 TL’lik iş 15.000 TL olmaz. Bir hafta araç tamirhanede bu yüzden beklemez.
Bunu vatandaş kime, nasıl anlatacak?
Bunu yemin olsun gavur yapmaz.
Daha çok şey yazarım da anlayan anladı.
Kalın sağlıcakla.
Yorumlar
Kalan Karakter: