Her yaz geldiğinde Sinop ili Erfelek Ovası sulama grup suyu devamlı arıza yapar ve bunu kurulan kooperatif başkanı Bahri Çeliker'in başkanlığında giderirler.
Bu arızalar son yıllarda o kadar arttı ki bunun tamiri yalnızca Bahri Çeliker'in yapması veya tamir etmesi bazen imkânsız hâle geliyor. Köylünün en önemli geçim kaynağı çeltik ekimi ve ne zaman ekim başlasa arızalar da peş peşe gelince köylü artık köylü olmaktan bıktı. Özellikle Mertoğlu, Osmaniye ve Kılıçlı köyü çeltik çiftçisi isyanda.
Yıllar önce ovayı kapsayan su kanalları vardı. Barajdan gelen sular bu kanallardan geçer veya Karasu Çayı boyunca elektrik motorları yardımı ile çaylardan sulanırdı. Bazen de traktörün kuyruk miline bağlanan bir su pompası ile bu sulama yapılırdı. Bu iş benim çocukluğumdan beri bildiğim, gördüğüm bir sistem.
Erfelek Barajı kurulduğunda bu ovada bir tek altın yetişmeyecek, bir yılda dört ayrı ürün alınacak, bu civarda tarlası olanlar köşeyi dönecek, tarlaların fiyatları çok yükselecek, kuru tarımdan sulu tarıma geçilecek gibi çok sözler duyduk ve öyle de oldu.
Şimdi bu köylerde en kötü yerin bir dönümü bir milyon, eski deyimle bir trilyon. İş böyle iken kurulan barajın suyu bir türlü tarlalara zamanında akmıyor. Patlıyor, çok basınçlı geliyor. Kiminin tarlası sudan boğuluyor, kiminin tarlasındaki çeltiğe su yetişmiyor.
Yıllar önce Sinop Erfelek Ovası'na iki su hattı çekildi. Biri arıtılmış su; Sinop ve köylerinin içme suyu, diğeri Erfelek Ovası'nın sulama suyu. Verdileri ucuz yapan bir müteahhit yaptı, bitirdi. Yıllarca kullanılmadı. Kimse bu suyu bu borulardan almayınca bir kooperatif kurdular, başkanını seçtiler ve ona buranın işletmesini verdiler.
İyi de bu sistem nereden geçer, kaç bar basınç olur, patlarsa nasıl yapılacak gibi hiçbir şey bilmeyen Bahri'nin başkanı olduğu kooperatife verdiler.
Ve köylünün elektrik motorları ile suladığı bu arazilerin artık elektrikleri kesildi. Çünkü artık motorsuz, enerji harcamadan gelen bir su vardı. Aboneliklerle birlikte çok yerin trafosu, tesisatı, motorları ve pompaları iptal oldu. Su kanalları tahrip oldu, birçok yerde artık yok.
Böyle olunca ne mi oldu? Bu su işini yapan, boruları döşeyen firma iddialara göre yanlış yapılar yaptı. Patlakları betonlarla, kavşakları betonlarla yaptı. Suyun basıncı ile devamlı titreşen, genleşen borular şimdi o betonların dibinden, içinden kırılıyor. Nedeni ise boruların cam elyaftan yapılmış olması. Genleşen, esneyen ama aşırı da kırılgan borular olunca tamiri beş gün sürüyor. İki gün akıyor, bir daha başka yerden arıza yapıyor. Bıktı yapan da, bu suyu kullanan da.
Şimdi ben hem bu köylünün tanıdığı, bildiği ve o köyde doğmuş biri olarak bilen biriyim, hem basın olarak hem de siyasi olarak köylünün en kolay ulaşacağı biriyim. Çoğu zaten ya çocukluk arkadaşım, ya okul ya da lise arkadaşım. Onların işi benim işim.
Geçenlerde boru patladı. Sulama olmayınca birçok kişinin de milyonlarca para verip ertesi gün ekeceğim diye tarlaya saçtığı tohum, çeltik ve gübre ortada kaldı. Kimini sel aldı, kimi güneşte kaldı. Arıza günlerce sürdü. DSİ, Tarım İl Müdürlüğü ve Sinop Valisi dâhil devreye girdi. Sıkıntı halloldu derken ardından üç yerde daha patlak oluştu. Şimdi bir patlak var ki imdat denecek kadar ciddi.
Çünkü sulama hattı ile Sinop'un içme suyu hattı üst üste. Sulama altta, belediye suyu üstte. İş makinesi veya çalışacak usta, Sinop'un suyu kesilmeden çalışmayı çok riskli buluyor. Öte yandan Sinop Belediye Başkanı ise "Ben bu mevsimde Sinop'u susuz bırakamam. Suyu kesersem Sinop susuz kalacağı gibi orada bir arıza olur da Sinop içme suyu hattı zarar görürse bunun bedeli ağır olur." diye düşünüyor. Sonuna kadar haklı.
Dün akşam bizzat görüştüm. "Bu işi bilen mühendisleri olay yerine yolladım. Onlar karar verip gerekeni yapacaklar." dedi. Yarın inşallah bir terslik çıkmaz ise sabah erken saatlerde suyu kesip çok hızlı tamir edip, depolardaki su bitmeden, Sinop susuzluğu hissetmeden yeniden su verilecek.
Her yazdığım yazının içinde olduğu gibi bu yazımla konuyu kısaca anlattım. Okuyan anlayacaktır ancak şu çok önemli; şimdi devlet bazı işleri bazı şartlarda ihaleye veriyor ve ihaleyi en ucuza alan müteahhit işi bitiriyor, parayı alıp gidiyor. Ama bunu ucuza mal etmek için her şeyin en kalitesizini yapıyor. Başında biri illaki vardır ama üç metre toprağın altına gömülen borunun durumu nasıl kontrol edilecek?
Şimdi boru patlıyor, ova susuz kalıyor, Sinop susuz kalıyor. Tamirini Turgut yapacak, Bahri yapacak ama bu tesisatı kuran parasını aldı gitti. Bu yaptığı yanına kâr kalacak. Bugüne kadar olay bu şekildeydi. Bundan sonra inşallah daha iyi işler, daha kaliteli malzemeli, ucuza olmayan işler de olur.
Saygılarımla.
Yorumlar
Kalan Karakter: